Sevgili okurlar;

Hangi hüner gösterilirse gösterilsin; iki eğriden bir doğru çıkmaz!.. Bu anlayışla meseleye bakarak; sonuca birlikte yürümeye ne dersiniz?!..

“AKP Şahsım İktidarı” nın, 2002’lerde bu millete vaat ettiklerini; “3 Y” ile özetleyip; “YASAKLARLA, YOLSUZLUKLARLA VE YOKSULLUKLA” mücadele sözlerini; “ DEMOKRATİK, SOSYAL, HUKUK DEVLETİ” anlayışının hâkim kılınacağını; farklılıkları zenginlik olarak görüp, barış, güven ve huzur ortamının korunacağını; ülkelerarası komşuluk ilişkilerinde; ülke çıkarlarını önceleyerek, gerekli hassasiyetin gösterileceğini; toplumda eşit yurttaşlık anlayışı doğrultusunda ve asla ”ötekisiz” yol izleneceğini; aşsızlık, işsizlik gibi olumsuzluklara asla meydan verilmeyeceğini; Anayasanın vatandaşa tanıdığı hakların kullanılmasında hürriyeti kısıtlayıcı, susturucu, sindirici yaklaşımların olmayacağını; toplumun ve ülkenin müşterek değerlerinin; şahsi ve siyasi ikbale (?!) feda edilmeyeceğini; güçlü ülke olma yolunda; ekonomik, sosyal, siyasal, hukuksal ve barış içinde yaşamsal bakımdan dünya ülkelerinin gerisine düşülmeyeceğini; dış siyasette öngörülü ve tutarlı davranılacağını; kendisine yeten ülke durumunun korunacağını meydanlarda, balkonlarda, ekranlarda, kapalı oturumlarda; bıktırıncaya değin tekrar edip durduğunu bugünkü gibi hatırlamaktayız…

19 yıllık sonunda“AKP Şahsım İktidarı”nda gelinen noktaya; üç çeki tespih gibi sıralamış oldukları vaatlerin tamamına; kuşbakışı; yandan, içeriden dışarıdan, uzaktan ve yakından baktığımızda ise, gördüklerimiz sadece;  “aldatılma, aldatma, fırsatçılık, hukuksuzluk, acımasızlık, ayrıştırma, ötekileştirme, güç zehirlenmesi, sınırsız israf, yalan, talan, dini siyasallaştırıp (?!) inanç istismarında ısrar, fikir özgürlüğüne kelepçe, doğrudan yana olmaya tutsaklık, dış dünyada soyutlanıp “sıfır komşu” noktasına gelip yalnızlığa itilmişlik ve benzeri olumsuzluklar…” dan mütevellitti??!!..

Vaat edilenler ile yaşatılan olumsuzluklara her baktıkça; “gitti benim ülkemin koskocaman 19 yılı!!.” demekten kendimizi alamaz olduk!!??... Bu saatten sonra;  “AKP Şahsım İktidarı”; kılıktan kılığa da girse; “Cambaza bak” kurnazlığına da kalkışsa; din, iman üzerine günde 10 vakit ahkâm da kesse “aşikâr olanları” perdelemesi mümkün olamaz !!.. Yani “küçülen yamayla büyüyen yırtığı” kapatması mümkün görülmüyor!!..

Sevgili okurlarım; Türkiye’de yaşanan tüm sorunların en büyük nedenlerinden birinin; dış politika hatalarından kaynaklandığını söylersem, abartmış olmam… Zira, uluslar arası, platformlarda; oturulan masalarda, etkin olmak, ciddiye alınmak, sunulan önerileri kabul ettirmek ve istenilen sonucu alabilmek için mutlaka ve mutlaka öncelikle içeride yaptıklarınızın toplum tarafından kabul görülmesi, takdir edilmesi ve kendisine duyulan güvenden cesaret alması esastır… Bu zemin oluşmazsa, içeriden duyulan  tereddüdün tedirginliği ile dış dünyada; zaaftan kaynaklı tavizler veren taraf olmak kaçınılmazdır?!..

Üstüne üstlük, bir de dış politikada ülkeyi temsil eden kadroların oluşmasında; diplomatik donanımları, uluslar arası hukuk bilgileri olan diplomatları merkeze çekip; eczaneyi manava; sarraflığı tenekeciye teslim eder gibi (?!) AKP’nin eteğine yapışan “Merve Kavakçı, Şaban Dişli, Egemen Bağış, Murat Mercan gibi” Dış işlerini, diş işleri sananları; büyükelçi, konsolos, ataşe atamakla kayış hepten koptu!!.. Demek oluyor ki; dış politikada; ahbap çavuş ilişkisi, yani Kasımpaşa ağzı kullanıp; “dostum Tramp, Ciğerim Biden; kankam Putin, arkadaşım Macron, kirvem Berlusconi, tertibim Boris ” demenin yeri yoktur!!.. Bilhassa ABD, AB, Rusya, gibi küresel güçlerin; üstüne basarak tekrar ettikleri; “Dostluğumuz; ülkemizin menfaatlerinin başladığı yerde başlar; bittiği yerde biter!” sözlerine bakıp gardını alıp ona göre tavır belirlenememiş olması; gaflettir, iş bilmemezliktir!!.. Hal böyle olunca da, dış münasebetlerde, tavizler vermek, kapılarda ve telefonlarda bekletilmek, hakaret içeren mektuplara maruz kalmak ve aynıyla cevap verememek kaçınılmaz olur!!??..

Gelinen nokta;

* “AKP Şahsım İktidarı”nın çıkmazda olduğudur…

* İçeride ve dışarıda; müflis tüccar görünümünü arzedişidir…

* Ülkenin içeride ve dışarıda tam bir kaos ortamının, artar oranda sürüp gitmesidir…

* “Yalnız Ülke” durumuna düşmüşlüğünü kanıksamış olmasıdır…

*  Küresel güçlerin şımarıklıkları karşısında ; çaresizliğini kabullenmesidir..

* Ekonomik anlamda sıfırı tüketme halidir…

* Uzatmaları oynar gibi davranıp, üç gün daha iktidarda kalmaktan başka şey düşünemez noktaya gelmiş olmasıdır…

* Vesaire… Vesaire… Vesaire…

***

Netice olarak dememiz o ki; düzlüğe çıkmanın tek çaresi; “AKP Şahsım İktidarı”nın, bu saatten sonra bir an evvel silkinip kendine gelmesi; tutulmayan bunca vaatlerden, yapılan bunca yanlışlardan dolayı halkından özür dilemesi ve tükenmişlikten dahi bağımsız bir ülke yaratan ve “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır… Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ifadeleriyle yol haritasını belirleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün demek istediğini (!!) anlamaktır… Vesselam…

***

Hatalardan ders çıkarmak, ferasete işarettir

Kör inattan vazgeçerek; akla, ilme icabettir

“Ben ben diye karar vermek” dalaletin kendisi

“Ortak akla” rağbet etmek; Hak indinde ibadettir



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz