İnsan yaşadığı yere benzer

O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer

Suyunda yüzen balığa

Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğilimine…

(Edip Cansever)

Farklı inançların merkezi olan, benim güzel memleketim! Medeniyetler şehri, Antakyam! Toplum olarak her ne kadar farklı dinlere de inansak, farklı etnik kültüre sahip olsak da bizi biz yapan,  bir aynanın yansımasında bizi  bir bütün haline getiren bu değerli topraklarımız değil mi? Nice imparatorlukları, nice kavimleri bünyesinde barındırmış olan  Antakya’nın  insanoğlunun yazıyı icadından çok önce Paleolitik Çağa dayanan bir geçmişi var. Bu değerli topraklarda yaşamak, çeşitli uygarlıklara ait kalıntılara rastladığımız bu şehirde olmak fazlasıyla büyük bir şans. Şanslı olduğumuz bu konuda, yıllardır görmeye aşina olduğumuz bu değerleri tanımaya çalışarak da kendimize bir şans daha verebiliriz öyle değil mi?

Antakya denilince akla ilk gelen tarihi yapılardan bir tanesi de St. Pier kilisesi (Aziz Petrus) olmuştur. Bunun nedeni Hristiyanlığın merkezi haline gelmesinde kilisenin önemli rolü olmasıdır. Kilisenin hikayesi M.S, 1. Yüzyılın ilk yarısında 33- 50 yıllarında aziz Petrus’un müjdeyi yaymak için ilk seferini Antakya’ya yaparak başlamıştır. Mesih’in ilk elçisi olan kardeşi Andreas’la balıkçı olan(Simun) Petrus‘’ sizi insan tutan balıkçılar yapacağım!’’ diyen Mesih’in öğretisini yaymak için görevlendirilmiş elçiler olmuşlardır.

‘’İsa ona ne mutlu sana Yunus’un oğlu Simun! ‘’ dedi.‘ “Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki babamızdır. Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek.  Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.”(matta16:17,19)

 

Petrus; İsa’nın kilisesini kuracağı kaya olarak Simon’u seçmiş “ Kaya”  anlamına gelen Petrus (st.pierre) ismini vererek  ona göklerin  krallığının anahtarını vermiştir. Bu nedenle ikonada elinde bir anahtarla resmedilmiştir. Antakya, Roma imparatorluğunun 3. büyük şehridir. Bu şehirde putlara tapan insanlara müjdeyi yaymak Petrus için hiçte kolay olmaz bu yüzden gizli olarak toplantılar düzenlemek için bu mağarayı kullanır. Aziz, M.S müjdeyi yaymak için geldiği Antakya da mabet olarak kullandığı mağara ‘’ dünyanın ilk mağara kilisesi” kendisi de ‘’ilk başpapaz’’ unvanını alır. Vaazlarını cemaate ilk burada vermeye başlayan Petrus ilk hristos ( Mesih’ten gelen) ayinini gerçekleştirip Mesih’e iman edenlere Hıristiyan adını vermiştir. İncil'in Resullerin İşleri bölümünde Barnabas'ın Tarsus'a giderek Pavlos'u Antakya'ya getirdiği, Antakya'da bir yıl birlikte çalışarak öğretiyi beraber yaymaya devam etmişlerdir. Günümüzde de bu iki azizin ellerinde kiliseyi tuttukları ikonalarını görmemiz mümkün.

Hristiyanlık için en az Petrus kadar önemli olan Saul Antakya’da ki topluklara verdiği vaazlar önemli yer kaplar. Asıl adı Saul olan Pavlus; Tarsus’ta doğmuş, Yahudi asıllı bir Roma vatandaşıdır. Bir ferisi olup ilk Hıristiyanlara eziyet edip öldüren bir askerken bir ses ona “Saul neden bana eziyet ediyorsun?” dediğinde “Ya Rab sen kimsin? diyerek yanıt vermiştir. Ses ona “Ben eziyet ettiğin İsa’yım. Kalk şehre gir ve ne yapman gerektiği sana söylenecektir.” demiştir. Daha sonra vaftiz olan Pavlus, İsa’nın havarilerinden biri olup öğretiyi yaymaya başlamıştır. Daha sonra Roma İmparatoru Neron tarafından başı kesilerek öldürülmüştür.

Aziz Petrus’da öğretisini yaydığı için yakalanıp suçlu bulunarak yine Roma İmparatoru Nero’nun emriyle çarmıha gerdirilmek istenir. Mesih gibi gibi çarmıha gerilerek ölmeyi kendine layık görmediği için ısrarla ters olarak haça gerilmeyi istemiştir. Daha fazla acı çekeceklerini düşündükleri için bu isteğini kabul ederek ters bir şekilde çarmıha gerilerek ölmüştür.

Roma imparatorluğunun, Hıristiyanlığı resmî din olarak ilan etmesi 381 yılında Theodosius döneminde gerçekleşmiştir. Hıristiyanlığın resmi din ilan edilmesinden sonra Asi Nehri’nin batısında, Hac Dağı’nın batı eteklerinde yer alan kilise bir mağarayken eklemelerle kiliseye dönüştürülmüştür. Kayalara oyulmuş 13 metre derinliğinde, 9.5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde bir mağaradan oluşmaktadır. Kilise-mağaranın 12. ve 13. yüzyıllarda Antakya’yı istila eden Haçlılar tarafından birkaç metre daha uzatılıp iki kemerle ön cephesine eklemeler yapılmış. Mağaranın tabanı M.S, 4 ve 5’inci yüzyıllarına ait mozaiklerle süslenmiş. Ayrıca Kilise’nin ortasındaki taş sunağın üstünde eskiden 21 Şubat tarihinde Antakya'da kutlanan Saint Pierre Kürsüsü Bayramı için yerleştirilen taştan bir kürsü bulunmaktadır. Sunağın üzerindeki mermer Saint Pierre heykeli 1932 yılında yerleştirilmiştir. Kutsal sayılan, kayalardan sızarak yalakta toplanan ve vaftiz için kullanılan su, cemaatin baskınlar sırasında gizlice kaçmasına yarayan bir tünel de yer almaktadır.

Hristiyanlıkta azizlerin ölmesi yeniden doğuş ve sonsuz yaşama kavuşma anlamına gelir ve bilindiği üzere her sene 29 haziran da S.T Pier kilisesinde tüm dünyadan gelen ziyaretçilerle beraber azizlerin bayramı olarak kutlanır. Aziz Petrus ve Aziz Pavlus’u anma bayramı, Roma Kilisesi tarafından 258 yılında mezarların defnedilmesi anısına kutlanmaya başlanmıştır. Aziz Petrus’un mezarı Vatikan’da aziz Petrus Bazilikasına, Pavlus’un mezarı ise Via Ostiensis’te  Lateran aziz Yuhanna bazilikasına taşınmıştır.

Her şeyi yüzeysel yaşadığımız bu yüzyılda gelin bu toprakların ruhunu hissetmeye daha çok  gayret edelim. Etrafımıza baktığımızda kendi dinimiz ve yaşadığımız coğrafyamız hakkında ne çok az şey bildiğimizi farkına  vardığımız an, kulaktan dolma bilgilerden ziyade yaşadığımız coğrafyanın ruhunu daha çok hissedeceğiz! İşte  o zaman bu değerleri tanımak  ve sahip çıkmak  bizim için daha anlamlı olacak!



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz