Bir yerden bir başka yere gidip yeni insanlar yeni ortamlarda oluyorsun. Bazen tebdili mekân ediyorsun bazen gönlün gidesi geliyor. Bazen rüzgâr sürüklüyor bir sonbahar yaprağı gibi. Bazen kaçıyorsun belki kendinden belki olaylardan veya olgulardan. Ama gidiyorsun işte ya da geliyorsun bir yerden.

Bizim gibi devlet memurları da ya tayin ister ya tayin edilir ve başka görevlere gider. Ben de Tayin ile Altınözü’ne geldim ve 5 yıl oldu. Geldiğimde gönüllü olarak SarıbükM.N.H ilk-Ortaokulunu istedim. Çünkü Suriye sınırında ve merkeze uzaktı pek kimsenin idarecilik yapmak isteyeceği bir yer değildi dersem doğru olur. Bu konuda İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın Mehmet Güner’e özel bir teşekkür etmek yerinde olur. Sayın Güner, ben göreve başladıktan itibaren hep yanımda oldu. Bizim okulu bu kadar güzelleştirmemizde moral ve motivasyonu müthiş oldu. O iyi bir insan ve değerli bir empati uzmanı bence. Bizi burada hiç yalnız bırakmadı. Neredeyse okulumuzdaki tüm etkinliklere katıldı.

Bir gün beni arayarak (2018 Mart) “Kaymakam beyin yanına davetlisin birlikte gidelim.” dedi. Ertesi günü sabah gittik.

Biraz hoş beşten sonra “Kitap hediye etmeyecek misin Mahmut Bey” deyince; “valla müdürüm hediye dönemi bizde kapandı kaymakam bey internetten alırsa sevinirim.” dedim.

Bu arada bir ölçüm yapmış oldum. Bu sözüme tam destek vermesi o gün bir, kaliteli insanın kaymakamlık makamına oturduğunu gösterdi bana. Kitaplarımla çalışmalarımla değer görmek uzun yıllardır az rastladığım bir şeydi çünkü. Böylece başladı bir dostluk…

Günler içerisinde projeler üretmeye ve her ürettiğimiz projenin ilçeye yararlarıyla birlikte daha büyük projelere başladık. Tam destek ve bir yerde güvendikçe koşulsuz destek görmeye başladı. Böylece hiç hata yapmadan güzel işler yaptık.

İlk söylediğim bir dergi çıkarmaktı. Hemen çalışmalara başlayalım denildi. Başladık ve Zeytin Kültür,Sanat,Edebiyat ve Eğitim Dergisi çıktı.

Dergi adına Ülke içinden ve Ülke dışından yazar – şair- ressamlar getirdik. Her ay Altınözü Belediyesi Konferans Salonu dolup taştı. Bir küçük not düşeyim. Bizim Başkan Rıfat Sarı bir ara bana “Ya hocam ben yoruldum bu kadar etkinlik beklemiyordum,” dedi. Tabi bu mutluluktan söylediği bir sözdü çünkü çok güzel bir salonu vardı artık Altınözü’nün. Başkan sağ olsun kültür sanat çalışmalarımızda yanımızda oldu.

Dönelim etkinliklere… Şairler – yazarlar geçidi oldu bizim buralar kaymakam bir fırtına gibi esip ilçenin her köşesine pozitif enerji veriyordu. Moral veriyordu. Bilhassa öğretmenlere verdiği önem sayesinde ilçede farkı alanlarda da etkinlikler çıkmaya başladı.

Azerbaycan’ın tanınmış iki yazarı Dr. HunbatQuleyev ve Dr. Nazile Gültaç da konuklar arasındaydı. GESAM (T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği) üyeleri Altınözü Özel sergisi çok beğenilmişti mesela.

Sonra Ülke sınırlarını aşmak üzere bir proje daha götürdüm, bu makamı dolduran, liyakat sahibi az konuşan çok çalışkan kaymakama.

Dedim ki; “Hatay’ın Habip Neccar’ı ile Hatay’ın St.Pierre’i adına bir öykü yarışması yapalım mı?” “Dosya nerde ne zaman başlıyoruz” diye karşılandı bu proje.

Hemen, Türkiye’nin hatırı sayılır üniversite hocaları şair ve yazarları ile dolu bir jüri üyeleri listesi ile şartnameyi koydum masaya. Ve başladık medya çalışmalarına. 7 ülkeden 500’e yakın eser geldi yarışmaya..

Ön elemeleri geçen eserler jüri üyelerince puanlanarak ilk 20 eser “Antakya’da Cennete Koşan Adam” ismiyle Günce Yayınlarından okuyucuyla buluştu.

Bitmedi..

Dergi sayesinde tüm okullarımızdan yüzlerce öğrencimizin eserleri ortaya çıktı. Çocuklarımızın özgüven geliştirmelerine düşüncelerini dile getirmelerine ön ayak olundu.

İlkokul öğrencilerine binlerce okuma kitabı hediye edildi.

Sonra bir gün otururken Suriye savaşında çocukların ölümleri üzerine konuştuk.  Baktım ki çok bilgi ve tanıklık var tabi yazarlık öne çıktı: “neden bunu bir roman yapmıyoruz” deyiverdim. Ve başladık yazmaya…Ben uzun süre mesaim dışında kalan vakitlerimi Türkiye’nin belki de en düzenli kampı olan Boynuyoğun’a giderek orada savaş mağdurlarını dinleyerek geçirdim, tam 1.5 yıl!

Sonra birlikte tüm verileri fotoğrafları tanıkları sayfalara aktarma işine giriştik. Temmuz ayında yıllık iznimi alıp ormanlara denizlere ulaştım ve parçaları birleştirmeye başladım neredeyse iki güne bir birleştirdiğimiz parçaları toplayıp tek parçaya dönüştürdük.

Ve 2020 Ocak Ayı geldiğinde “Azrail’in Gözyaşları” okuyucuyla buluştu. Bazı kimseler oldu ki “Efendim Azrail melek hiç ağlar mı? Sizce onlara yanıt verdim mi? Hayır! Çünkü bir romanda geçen bir tümcenin başına ve arkasına bakmak gerekirdi. Bu bazı kimseler kitabı okumadan konuşmuştu her zaman ki gibi ve saçmalamıştı. Çünkü tümce aynen şöyleydi: Azrail melek olmasa ve bir iradesi olsaydı Azrail de ağlardı” idi… Buradan yola çıkarak bebeklerin barbarca öldürülmesine hiçbir varlığın kayıtsız kalamayacağı mesajı verilmişti aslında..

Neyse roman 1.baskısı 3 ayda bitince 2. Baskısı 4. Ayda yaptı bununla birlikte İngilizce ve Azerbaycan Türkçesi de okuyucuya sunuldu.

Azerbaycan Baskısı 2022 Mayıs ayında Azerbaycan’da da yapılacak.

Bitti mi?

Bir gün bir ekip daha toplandı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Altınözü mücahitleri ile ilgili ne yapılabilir diye konuşuldu.. Kuseyrli Bir Mücahit… Hiççç uzatmayayım 2 yılı aşkın bir süre sonunda bir çalışma daha kitap haline geldi. Birkaç haftaya elinizde olacak.

Zeytin ve Zeytinyağı Festivalleri, Zeytin Dalı Korosu, konserler, söyleşiler, v.s. v.s.

Sonra…

Sonra bu kalite insanı aldılar buradan başka bir ile vali yardımcısı olarak verdiler. Ben ona başarılar dilemiyorum. Çünkü onun başarılı olmak gibi bir zaafı varzaten . Kimse ona başarılı ol diyemez, bence böyle.

Gönlümüzden geçen -en azından- gene bir ilçede böyle güzel çalışmalar yapması ve bizim gibi gayretkeşlerin önünü açmasıydı.

Gidenin ardından biraz böyle düşündüm. Başka düşüncelerim ise bende saklı o bilir..Allah gönlünde huzuru eksiltmesin. Kim, diye soran olduysa zaten isim vermeye gerek yok onlara… Bu güne kadar bilmediyseler bundan sonra da bilmeseler de olur..

 

 



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz