Yeni dünya düzeni denilen kapitalist sistemin başka bir zaman dilimindeyiz.. Pandemi döneminin başlarındaki dünya artık çevre sorunlarının feci sonuçlarını fark ediyor, yunuslar bile şehir içlerinde kıyılara vurmaya başladı gibi optimist düşüncelerimiz yerini kocaman bir umutsuzluğa bıraktı. Geldiğimiz noktada dolar düzeyi 10 liraları ki Euro kurunu saymıyorum bile derken bu ekonomik gerileme içindeyken hepimize, artık insancıl olabilecek her hamle yerine kendimizi kurtarabilecek asgari bir yaşam düzeyini de korumamız için  ‘tırnaklarımızı çıkarmamız’ yani acımasız olmamız gerektiği fısıldandı kulaklarımıza:

‘Acımasız ol kendini koru!..’ diyor bu yeni tekno kapitalist evreler.. artık o güzelim sen nasılsın? Ve  senin için yapabileceğim ne var? cümleleri neredeyse hiç duyulmuyor ve bırak gündelik hayatı ailelerde , ikili ilişkilerde müthiş çatlaklar oluştu çoktan. Derin bir acımasızlık  ve başkasına zarar verme uğruna rekabetle kendini koruma iç güdüsü son gaz devrede…

 

Belki de bunun adı doğal seleksiyonun sosyal halidir hani şu bilimsel olarak bildiğimiz iyi olan ve güçlü olan hayatta kalır ilkesinin sosyal hali : teknolojiye ve yeni sisteme ayak uyduran ayakta kalır gerisi çöp gibi öğütülsün gitsinci vahşi bir seçilme rekabeti güdüsü..

 

Bilmiyorum bana mı öyle geliyor ama artık günler daha bile kısalmış gibi çünkü o kadar yetişmemiz gereken iş yükü ve öğrenmemiz adapte olmamız gereken teknolojik kullanımlar var ki içimdeki eksiklik duygusu hiçbir şeyi yeterince iyi yapamıyorum duygusu bir bilgi işçisi olarak sanırım sadece benim içimi kemirip durmuyor… Çocukları olan yeni eğitim sistemine hibrit sistem dediğimiz hem yüz yüze hem on line sisteme deli bir yetişme uğraşı içindedirler sanırım . Bir de bunları sayarken daha sağlık çalışanlarının halini düşünüp üzülmemek içten değil çünkü kendilerini çoktan unutmuş oldukları ve hayatta kalma çabalarının zayıflamış olabileceği o kadar ortadaki… Virüsten dolayı yaşanan ani ölümlerin ailelerdeki izleri ve geride kalanlar olarak içimizdeki hüzün ekonomik gerilemelerle yerini koca bir acımasız sevgisizliğe bıraktı.. Üzülerek söylüyorum ki ilk başlardaki kadar da bu kayıplara duyarlılığımız azalıyor açık bir netlikle kayıp sayılarını söyleyip geçiyoruz sadece…

 

Fakat daha çok eğitimin içinde olduğum için en çok  gençlerin ‘niye bu kadar acımasız ve boş bir zamana doğdum?’ diyerek büyük bir öfke ve çaresizlik karışımı bir duyguyla dolu olduklarını görebiliyorum. Hayatlarının en güzel zamanlarını -ki hepimiz aynı durumlardayız,maskelerinin ardında hayatı kaçırma hissiyle geçiriyorlar…

 

Umutlu olmaya çalışıp geçecek demek ise o kadar zor ki vakalar artıyor ve kapanmalar olucak mı? Nasıl olacak bu işler dediğimiz bu saçma  dönem ne zaman bitecek hiç birimiz tam olarak bilmiyoruz.

 

Ve benim özellikle bu ilk yazımda özellikle bahsetmek istediğim nokta şu ki, bu derin ve kocaman hissizleşme duygusu bütün bu saydıklarımın zorluğunu çok daha perçinleyerek artırıyor. Çoğu insan Joker filminden fırlamış gibi her an bir şiddet olayına karışacak gibi bir öfke dolu ve en ufak şeyde en üst acımasız noktaya fırlayacakmış gibi bir enerji yayıyor..

 

Optimist ve olmayacak hayaller de kuracak yaşları çoktan devirmiş olsak bile yine de bir yerlerden sevgi duygumuzu hatırlamanın iyi olabileceği düşüncesindeyim çünkü acımasız bakışlarla baktığımız ya da yok olmasını istediğimiz o insanın da mutlaka bağının olduğu insanlar var ve herkes için hayat cidden çok zor. Bunu biraz daha fark edip acımasızlaşma hızımızı biraz kontrol altına alabilirsek belki dünyada az ya da çok bir şeyler değişebilir.

 

Çünkü doğadaki canlı türlerinin hızla azalışına da üzülmek ya da soğuk havalarda sokaklarda ölümle yüz yüze gelebilecek sokak hayvanlarını düşünmek aynı insanlık bilincinden besleniyor ki bana kalırsa kadına dair şiddeti ya da göçmenlere karşı acımasızlık tutumu aynı acımasız ve baskıcı, hegemonik anlayışlarla oluşuyor.

Çok yıllar önce ‘Bence ağaçların kesilmesi ile doğadaki tükenmek üzere olan hayvan nesilleri arasındaki bağlantıları anlamadıkça dünyada hiçbir şey değişmeyecek’ diyen gencin cümlelerin doğruluğuna geldik. Çevre felaketlerinin insani felaketlere yol açabileceğini ve büyük bir pandemi faciasıyla gördük ve görmeye de devam ediyoruz…

 

Onun için dünyanın öbür ucunda olan bir küçük felaketin sonsuz bir döngüyle gelip bizi de bulabileceğini unutmadan yaptığımız kötülük küçük ya da büyük her ne ise ucunu bırakmanın zamanı geldi…

 

Bu ilk yazımı iyiliğin gücü ve etkileşimlerini duyumsatmak için sevgi duygum kelimelere geçsin dileğiyle ve belki de küçük bir bilgi şifası olsun diye hayal ederek yazmaya başlıyorum…

 

Unutmayalım ki eninde sonunda kurtaracaksa dünyayı, çevreyi, birbirine sonsuz güzel bağlarla bağlı olan doğayı kısaca tüm insanlığı yalnızca iyilik ve iyi insanlar kurtaracak…

 

Güzel günler hepimizi bulsun dileklerimle bilgi şifasını yaymak istiyorum;  dünya umarım ki kötülükten vaz geçerek  içindeki iyiliğin gücünü keşfetsin ve  iyileşsin….Aynı o güzel şarkının sözlerindeki gibi ‘güzellik kurtaracak insanı ve yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek’…



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz