Sıcaklık nedir diye sorarsanız, insanın insanı sevmesidir derim ben. Bazen o sevgiyi, sıcaklığı yakalamak ve kim olduğumuzu hatırlamak için küçük ama önemli dokunuşlara ihtiyaç vardır çoğu zaman. O küçük dokunuşlar o kadar sıradanlaşmış ki, sırasıyla yaşanması gereken ritüeller şeklinde yüzeysel geçip giden bir yaşamın içinde, ayrıntıda gizli o dokunuşu yakalamak fazlasıyla zor! Her şeyimiz olmasına rağmen bir şeylerin eksik olduğu hissi, sürekli bir yere yetişme telaşı içinde olup hayata geç kalmışlık düşüncesi, bakmak ile görmek arasında ki o ince çizginin farkındalığına ulaştığımızda ancak yok olabilir.

Sahip olduğumuz değerlerin öneminin ne kadar farkındaydık veya bizim için ne anlam ifade ediyordu bunu hatırlamak ve hatırlatmak lazımdı!

Bir insanın sahip olduğu en kıymetli değerlerden bir tanesi, çocukluğuna dair unutamadığı anıları ve hissettiği duygulardır zira ben çocukluğumda hissettiğim duygularımın hiçbirini unutmadım, çoğumuzda unutmamışızdır.

Çocukluğuma dair unutamadığım bende hala farklı bir yeri olan Şeanin haftasından bahsetmek istiyorum. Günümüzde ‘Şeanin’  Aremice’de ‘’Hoşana’’ yani ‘’Kurtar ya Rab!” anlamına gelir. Şeanin pazarı Hristiyanlık için oldukça önemli bir pazardır. Mesih’in Yerüşalim’e  girişini kutlanan pazardır. Bir kaç gün önce Laazar’ı dirilttiğini duyan halk, ellerinde palmiye dallarıyla sevinç içinde Rab’bi karşılayıp onunla tanışıyorlar. Paltolarını, kıyafetlerini ve ellerindeki palmiye dallarını ayaklarının altına halı serer gibi seriyorlar. Eski İsrail’de palmiye dalı eğlence, zafer ve sevinç sembolüydü.  Buna istinaden Şeanin demek Paskalya öncesi hazırlık haftası, Mesih’in ölüp üç gün sonra dirileceğinin müjdesini kutlandığı haftadır.

Şeanin’in dinsel ehemmiyetinin yanı sıra bir kültürü yaşatmaktır. Bu kültürü yaşatabilmenin verdiği mutluluğun yanı sıra çocukluğumda hissettiğim sevinci, yeni nesil çocukların gözlerinde görmek beni çocukluğuma götürüyor. Şeanin tinsel bir sevinçle beraber huzuru, baharı, sevgiyi müjdeliyor bize. Sevgiyi unuttuğumuz bu 21. Yüzyılda ölmüş olan duygularımızın Kiliseye götürülen dallarla beraber dirilip çiçek açıyor.  Şeanin pazarı öncesi, yani cumartesi günü genç ve çocukların yöresel kıyafetlerle ev ev dolaşıp ilahi eşliğinde yumurta ve yağ toplayacakları gün,  hala bir çocuk telaşıyla cumartesi sabahı erkenden uyanıp, gelen ilahi seslerinin nereden geldiğini,  bizim eve yaklaşıp yaklaşmadıklarını anlamaya çalışmak fazlasıyla manidar benim için. Pazar günü; büyük, küçük herkesin farklı bir telaşla uyanıp çocuklarıyla, torunlarıyla, kardeşleriyle zeytin ve palmiye dallarını çiçek, balon ve çikolatalarla süslemeleri,  o gün kiliseye farklı bir heyecanla gitmelerinin sevincini yaşamak,  yaşatabilmek kim olduğumuzu hatırlatıyor bizlere.

Bir çocuk geleneği haline gelen diğer adıyla dallar pazarı; ayin sonrası yetişkinlerle beraber her yaştan insanın, kilise bahçesinde kutsanan dallardan çiçek alma şölenine dönüşüyor. 

Biz yetişkinler  “ her şey çocukken güzeldi!” diye düşünürüz ama çocuklara aşıladığımız sevgi var oldukça, çocukken yaşadığımız örf ve adetlerimizi onlara aktardıkça içimizdeki çocuğun sesini duyabilmemiz, çocukluğumuzda yaşadığımız güzellikleri hissetmemiz mümkün!

Nice güzel, sağlıkla, sevgiyle kutlayacağımız bayramlar olsun...

Yaşadığımız anın bilinciyle sahip olduğumuz değerlere sahip çıkacağımız güzel yarınlarımız olsun...



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz