Antakya’da “Hatay Türk Ocağı”nda ve “Ülkü Ocakları”nda her Cuma okul çıkışı seminerler düzenlerdik. Cuma Seminerleri, benim neslim için çok etkili bir okul olmuştur. Bir Cuma günü konumuz “Ülkücülük” idi.  “Ülkücü kimdir?”, “Ülkücülük nedir?” dediğimizde, aklıma hemen, Galip Erdem ağabeyimizin “Ülkücünün Çilesi” adlı eseri gelir ve bu eser bizim en önemli kaynağımız olurdu!

Galip Erdem, hayatıyla, her zaman feragatin, fedakârlığın, dava arkadaşlarına karşı tevazuun, din ve millet düşmanlarına karşı vakarın timsali olarak yaşamış ve inandığı kutsal değerler ve Türklük için yapamayacağı fedakârlık olmayan sessiz ve şöhretsiz bir kahramandır; ancak, bizim neslimiz üzerinde derin izler bırakmış bir dava adamıdır!

“Ülkücülük çetin bir yoldur, yürümek için bacaklarının kudretinden önce sevdiğine sonsuz bir inançla bağlanacak zengin ruhlara, çekilen her cefayı, sefa gibi karşılayacak yüreklere ihtiyaç vardır.”

‘’Davanızın gururu ve şerefi ağır bir yüktür, herkes kaldıramaz. Sizin zengin ruhlarınıza, büyük yüreklerinize ihtiyaç vardır. Yaşadığımızı yaşamadan destanımızı anlamak çok zordur!’’

‘’Mademki ülkücüsünüz, Allah’tan başka hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceksiniz…”

Elbette bu konuda seminer hazırlamadan önce bu konuyu araştırmak, iyice özümsemek gerekecekti.

Kendi kendime sordum, o zaman hakikaten ülkücü kim, ülkücülük nedir?

Elbette “Ülkücülük”, ülküsü bir amacı, bir ideali, varmak istediği bir hedefi, bir mukaddesi, kutsalı, sevdalısı olduğu bir kırmızıçizgiye sahip olmaktır!

Ülkücünün sevgilisidir, namusudur, haysiyetidir, ırzıdır kırmızıçizgisi!

Şöyle bir düşündüm, İslâm’ın peygamberinin, efendimizin şu sözleri geldi hatırıma: “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz ben davamdan dönmem!” ne yüce bir ifade!

Ülkücü davasına peygamberinin sevdasıyla bağlanan kişi olabilir dedim kendime o zamanlar!

Galip Erdemle aynı nesilden gelen Nevzat Köseoğlu’nun dediği gibi; ‘’Ülkücülük Türk Milliyetçiliğinin ahlakıdır.’’

Galip Erdem’in “Ülkücünün Çilesi” yazısının ilk neşrindeki başlık “Mefkûrecinin Kaderi”dir. Gençlerimiz ve kendini ‘ülkücü’ kabul eden herkes bu yazıyı dönüp dönüp yeniden okumuştur. “Ülkücülük” Galip Ağabey’in bu yazısındaki tarif ve tadatları üzerine kurulmuştur. Bu itibarla, ‘Ülkücülük’, 1970 sonrası Türk milliyetçiliğinin, Türkçülüğün adı “Ülkücülük” olmuştur.

“Ülkücü Hareket” tabiri de bu fikir sisteminin eylem alanını ifade etmiştir.

Ülkücü, vatan ve milletleri için canları pahasına mücadele edem kişidir.

Ülkücü, “Ülküsü, mefkûresi uğrunda rahat yaşamı terk eden, tercih etmeyen kişidir!

Ülkücü, davası uğrunda çakıllı, dikenli bir yolda çıplak ayak yürümeyi göze alan kişidir!

Ülkücü, bataklıklar içindeki bir adayı imkânsızlıklara karşı mücadele ederek fethetmeyi göze alan kişidir!

Ülkücü, hayatı boyunca vatanı ve milleti uğrunda fedakârlık ağı ören kişidir!

Ülkücü, vatanının ve milletinin menfaatinden gayrısın düşünmeyen kişidir!

Ülkücü, vatanının ve milletinin menfaatine sevdalanmış kişidir!

Ülkücü, sadece seven değil, sevdiği için her türlü fedakârlığa hazır olan kişidir!

Ülkücü, sevdiği uğrunda yaşamayı da,  ucunda zindanda çile doldurmayı da, gerekirse ölümü göze alam kişidir!

Ülkücü, ilkelidir, ilkelerinden asla taviz vermez; bu yüzden, ülkücünün hayatında “rahat” kelimesi yer almaz!

Ülkücü, bir eline ayı, bir eline güneşi de verseler dün yanlış dediğine bugün doğru, dün doğru dediğine bugün yanlış demez ve asla davasından dönmez!

Ülkücü, davası uğrunda çoğunlukla çatışmaya hazır olduğu için hemen herkesle zaman zaman arkadaşlarıyla, aileleriyle, hatta sevdikleriyle de çatışırlar!

Ülkücü, bu yüzden ülküsüz, idealsiz, gayesiz ve mefkûresiz insanlarla anlaşamaz ve ülkücü ülküsünün, mefkûresinin belli esaslarından asla taviz vermez!

Ülkücü, hak bildiği yoldan bir adım dahi geri adım atmaz!

Ülkücü, bu yüzden; daha ziyade siyasetin değişim icaplarına uymayı tercih eden kudret sahipleriyle de sık sık çatışır, çoğunlukla ihtilafa düşer ve ülkücünün bu yüzden kudret sahipleriyle sık sık yolu kesişir!

Ülkücü, bu durumda; yalnız Allah’a sığınır, bu yüzden başkalarına göre umumiyetle dikkatsiz hareket ediyormuş gibi algılanır!

Ülkücü, şahsı ile ilgili her konuda hoşgörülüdür,  kolay affeder, düşmanına dahi kin tutmaz; ancak, ülkücünün hoşgörüsü bir yere kadardır, ülkücünün sevgilisi bahis konusu, söz konusu oldu mu her şey değişir ve ülkücü bu durumda baştanbaşa hassasiyet kesilir.

Ülkücü, işte bu yüzden; nazlı gelinine, sevdalısına, davasına, ülküsüne yan gözle bakanlara tahammül edemez!

Ülkücü, bu sadakatinden ötürü asla karşılık beklemez, yaptığı hizmetlerden dolayı asla bir mükâfat beklentisi içine girmez, ülkücü yaptığı hiçbir işte maddi kaygıya girmez,

Ülkücü, nerden bakarsanız bakın; böyle bir garip kişidir ve ülküsüne hizmet edenlere son derece minnettardır ve gerçek âşıklar gibidir, bir mecnun gibi, bir Ferhat gibi ülküsünün sevdalısıdır ve kıskanmaz, vuslat halindeki âşık gibi davasına karşılık beklemeden bağlıdır. (Devam edecek)

 



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz