Yaklaşık bir buçuk yılı aşkın süredir başta Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve 14 aydır da ülkemizde bulunan görünmez bir varlık olan Covid-19 Virüsü hakkında yazmadığımız cümleler kalmadı.

İlk başlarda devletimizi yöneten yetkililerimiz bir karar aldılar.

Nedir bu karar.

Temizlik, Maske ve Mesafe Kuralları.

Günlerce bu uygulamaları tekrarladık ve tekrarlamaya devam ediyoruz.

Aradan geçen bunca zamandan sonra tam sona ermesini beklediğimiz bir anda yeniden aramıza karıştı Covid-19 Virüsü.

Yakalayana, bulabilene ve bilebilene aşk olsun.

Malum sağlığın siyaseti olmaz.

Siyaset konuşacak değiliz.

Ama bir siyasi olay eğer insan ve toplum sağlığını ilgilendiriyorsa bize de düşen uyarıları yazmaktır.

İktidar partisi Ak Parti’nin ilçe kongrelerini ve ardından il kongrelerini yapabilmesi için parti yetkilileri tarafından kapalı spor salonlarına vatandaşlar davet edildi.

Her kapalı spor salonunun nereden baksanız 2 bin’in üzerinde seyirci kapasitesi vardır.

Dediğim gibi herkes davet edildi, davete icabet eden vatandaşların sayısı 5 bin’i buldu.

Peki, bunu nasıl yaptılar!

Tedbir alarak mı, yoksa tedbirleri hiçe sayarak mı?

İşte Türkiye’de düştü denilen yerde ve de hiç olmayan yerde bir anda karşımıza çıktı Covid-19 Virüsü.

Ne olduysa bundan sonra oldu.

Ve bir türlü de düşüşe geçemiyoruz.

Her geçen gün 300’lerin üzerinde ölüm sayısı.

Buradan bir kez daha Covid-19 nedeniyle gereksiz yere hayatını kaybedenlere Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

*

Önceki gün yine İsrail askerleri ve polisleri tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da kendi güç gösterisini Müslüman toplumlara gösterebilmek için Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’da zalimce bir uygulamayı gerçekleştirdi.

Yazımın başında ilk olarak Ramazan-ı Şerif ayı içerisinde ibadetlerini yapmak üzere Mescid-i Aksa’ya giden Filistinli kardeşlerimize İsrail askerleri ve polisleri tarafından yapılan bu kalleş saldırıyı nefretle kınıyorum.

Zebur, Tevrat, İncil ve Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah şu öğütleri verir kullarına.

“İnsanları Öldürmeyin!”

Bunu anlamak için bütün kitapları anlayarak okumak lazım.

Kısacası “İnsanoğlunu ben yarattım. Bu benim şanımdandır. İnsanoğluna canı yalnızca ben veririm, ben alırım!” diyor.

Buna kimler uyuyor?

Hele hele bizden daha fazla Müslüman sandığımız o Arap ülkeleri ne yapıyor?

Meğerse o ülkeleri de yönetenler zalimlere hizmet ediyorlarmış.

Bunu nereden mi anladık!

Mısırlı bir Müslüman kardeşimiz elinde bulunan pankartta, “Özür dileriz Filistin. Bizleri yönetenler de Siyonistlere hizmet ediyor. Yanınızda olamadığımız için üzgünüz.” diye yazarak gerçekleri ortaya koyuyor.

Sahiden Filistin’i savunmak yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderi midir?

Diğer İslam ülkeleri ne yaparlar?

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim Mübarek aylar içerisinde insanların canına kastetmeyi, şiddet uygulamayı reddeder.

Çünkü Cenab-ı Allah bile kendi kudreti ve izzeti ile yarattığı insanoğlunun yanlış yapmaması için Mübarek Ramazan Ayı’nı kendisine vesile kılmış ve şeytanı zincirlemiştir.

Bizleri yaradan ve yoktan var eden Cenab-ı Allah şeytanı dahi zincire vurur iken, zalim devletler tarafından sırf kendileri Müslüman diye yapılan şiddetlere Müslüman devletler sessiz kalıyor.

Cenab-ı Allah zalimlerin zulmü ile Müslümanlara şiddet uygulayanları en ağır şekilde cezalandırsın.

*

Pandemi sürecinin devam ettiği ve devletimizi yöneten yetkililer tarafından alınan tedbirler kapsamında Tam Kapanma Sistemi’nin uygulanmasına geçildi.

Tam Kapanma Sistemi’nin neler olduğunu yazmamıza gerek yok.

Fakat irdelenmesi ve konuşulması gereken çok şey var.

Önceki gün akşam saatlerinde bir sendika tarafından Mescid-i Aksa’ya baskın yapan İsrail askerlerinin yaptığı şiddete tepki vermek adına araç konvoyu düzenlendi.

Peki, bu araç konvoyu neyin nesidir?

Hele ki herkesin elinde sadece Türk Bayrakları!

Ne oldu araç konvoyu ile?

“Bayrak yakıldı, Katil İsrail, Zalim İsrail, Kahrol İsrail” sloganlarıyla inletildi.

Peki, bu Tam Kapanma Sistemi’nin uygulandığı ve 7’den 70’e herkesin bu kurala uyduğu bir anda insanları sokaklara çağırarak mesafe kuralının hiçe sayıldığı bir tepkisel davranış acaba doğru muydu?

Peki, vaka sayılarının düştüğü, insan ölümlerinin azaldığı bir günde, vatandaşları bir anda sokaklara davet ederek toplum sağlığı tehlikeye atılmadı mı?

Peki, bu araç konvoyu yapılmasına Hatay Valiliği veya yetkililerimiz nasıl ve neye dayanarak izin verdiler?

Mesela başka bir eylem planı düşünülemez miydi?

Mesela örnek verecek olursak milli duygularımızı yaşamak için akşamın belirli saatinde okuduğumuz İstiklal Marşı gibi, Salat-ü Selam ya da Salat-ı Kemaliye okunamaz mıydı?

Camilerimizden ezan seslerinin yankılanmasının ardından yukarıdaki söylediklerimiz vatandaşları dışarıya davet etmeden yapılamaz mıydı?

Kurallara uymamak için neden toplum sağlığını düşünmüyorsunuz?

Tüm bunları cevaplanması için değil, kendimize sormak için yazdım.

Kurallara riayet etmenin gerekliliği sorumluluk anlayışından gelir.

Evet, şimdi sizlere soruyorum:

Bu şartlarda Covid-19 biter mi?



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz