Ne işin var Rabbim ile aramdan

Küfürlerden arın da gel be gafil

Sıfatın görünmez olmuş haramdan

Git aynaya görün de gel be gafil

***

Riyayı havanda dövüp durursun

İzansız, insafsız sövüp durursun

Atlas kefenini övüp durursun

İnsanlığa sarın da gel be gafil

***

Sevgili okurlarım;

Toplumda yer edinmek için kimileri insanlığıyla; kimileri doğaya, canlı, cansız âleme faydalı ve kalıcı eserler sunmuş olmalarıyla genel kabul görüp takdirle yâd edilirler… Kimileri ise üç günlük dünyada şahsi ikballeri uğruna; renkten renge; kılıktan kılığa girerler ve ne oldukları gibi görünürler; ne de göründükleri gibi olurlar… Bu ruh haliyle “Vicdan, ahlâk, hak, hukuk, adalet, empati” gibi insanı insan yapan erdemleri yok saymanın ötesine geçerek (?!); “din, iman, kuran, namaz, niyaz, cami, mescit” üzerine ahkâm kesip toplum nezdinde “inanç ehli” görünme hinliğine yatarlar… Bunların gerçek yüzlerini görenler, hayıflanarak; “Dinimden, inancımdan dem vuranlar bari Müslüman olsalar” deyip, ciddiye almazlar..

İnanç istismarını adeta davranışa dönüştüren bu din tacirlerinin kalkıştıkları istismarlara arşiv bilgi ve belgeler ışığında bakıldığında; sayılarının az olmadığını mutlaka göreceklerdir!!..

“TEKFİR” konusuna değinmek istemem de bundandır…

Arapça bir kelime olup, İslam Hukukunda; “bir Müslüman’ın başka bir Müslüman’ı kâfir ilan etmesi” olarak tanımlanan Tekfir kelimesinin, olur olmaz yer ve zamanlarda kullanılmasının, doğru olmadığı bilhassa öngörülmelidir!!..

Hal böyleyken;

* “Şüpheli abdestlerine ve cenabet niyetlerine” rağmen, farklı fikir ve anlayışta  olanlara karşı, haksız saldırılarda bulunurken, haksız saldırılarda bulunurken, kendilerini adeta Tanrı yerine koyarak  “tekfire” yeltenmeleri ve Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in “Hucurat/12” de geçen; “kötü ve makul olmayan zandan, haksız yargılardan ve yergilerden uzak durunuz” emrini yok saymaları şirk koşmakla birlikte çelişkinin bizatihi kendisi değil midir?!..

* Sevgili Peygamberimizin 14 asır önce; “itham, tam isabetli değilse sahibine döner” uyarılarının; inanç ve yol ehli İmam-ı Âzam Ebu Hanife’nin; “Biz ehli kıbleden hiçbir ferdi tekfir etmeyiz.” Telkini ve Fıkhın genel yaklaşımı olan; “Bir kişinin yüz delilinden doksan dokuzu küfrüne (inkârına) dalalet etse, sadece biri imanına dalalet etse, biriyle hükmedilir. O bir tek delil kişinin imanını gösterir” düsturunun göz ardı edilerek, fütursuzca davranıp; “tekfir, yani küfürbaz ve inkârcı”lığa kalkışmaları tekfirin ve şirkin bizatihi tarafı olmakla birlikte yaman çelişki değil midir?!..

 * Sevgili Peygamberimizin 14 asır önce; “itham, tam isabetli değilse sahibine döner” uyarıları aşikârken; bilhassa bir kısım ilahiyatçıların; “Engizisyon kurallarını benimsemişçesine” faklı gördüklerine karşı çirkin saldırıları kendilerine hak görmeleri, “tekfire ve şirke kaçmak” ve çelişkiye düşmek değil midir?!..

 Dünyaca kabul görmüş olan ilahiyatçı Yazar, Araştırmacı Prof. Dr. Merhum Yaşar Nuri Öztürk; İlahiyatçı Prof. Dr. Mustafa Öztürk; İlahiyatçı Prof.Dr. Zekeriya Beyaz gibi değerlerimize yapılan saldırılar…

Hakikati hamasetsiz paylaşmasından ötürü okurlarınca güvenle, adeta nefesleri tutarcasına okunan Sözcü Gazetesi Yazarı Yılmaz Özdil’in ve TELE-1’in program yapımcısı, araştırmacı, yazar Cüneyt Akman’ın; malûm güruh tarafından doğrudan hedef gösterilerek “cenazeleri camiye sokulmasın, namazları kılınmasın”  diyebilme hadsizliğinde bulunulması…

Dahası, tekfirleriyle kokuşmuş bu gibi güruhlarının, kendilerini kutsallaştırıp (?!) adeta  dokunulmaz kılmaları, cehennemle korkutmaları, her fırsatta sübyanların tertemiz dünyalarını istismara kalkışmaları; sonra da yedikleri bunca haltları “kutsallarımızı kalkan eyleyip” perdelemeye yeltenmeleri, şirke bulaşmakla birlikte, yaman çelişki değil midir?!..

Sevgili okurlarım;

Ülkemizde bunca inanç istismarları yaygınlaşırken, kayıtlarda; “8 Bakanlık bütçesine denk mali gücü ile, takribi 150 bini aşkın kadrosu ile, bir o kadar da kurum ve kurulları ile zikredilen Diyanet İşleri Başkanlığının” nerede, ne işlerle meşgul olduğunu, sizler de benim gibi merak ettiğini biliyorum?!.

Eğer Diyanet; cevap bekleyen bunca sorulara inandırıcı ve yeterli açıklık getiremez  durumuna düşürülmüşse; “Tekfirin ve şirkin suskunu” olmuş demektir!!??.. “BU NE YAMAN ÇELİŞKİDİR BÖYLE?!..” Yazık!!!..

***

At gözlüğü ile bakacağına

Lağım suyu gibi akacağına

Aralara nifak sokacağına

Kör nefsinden korun da gel be gafil

***

Erdem gerek, kadir, kıymet bulmaya

Mürşit gerek, maksadını almaya

Erenlerin meclisinde olmaya

Yaradan’ın yolunda gel be gafil

***

Gafilin gafile hayrı dokunmaz

Gülün sevdalısı çalıya konmaz

Niyet yanlış ise doğru okunmaz

Doğru yerde bulun da gel be gafil

***

Her deneni kulakların duyarsa

Ne şüphe eksilir, ne biter tasa

Çek elini; şaibeli ne varsa

Tövbe etmiş durumda gel be gafil

 

Ali DAL  26.12.2020 ANTAKYA/HATAY

 



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz