İşgal yıllarında; yani 1918'de akdedilen mütarekeden beri Atatürk Hatay davasını tam manasıyla kendine mal edinmiştir. Bunu bilmeyen de yoktur. Ayrıca, Atatürk’ün bütün varlığıyla benimsediği “Hatay’ın Kurtuluşu” davasında büyük bir inançla çözümler düşündüğü ve çalıştığı bilinmektedir. Bu mevzuda anlatılacak hatıralar da pek çoktur. Atatürk’ün Hatay’ın Kurtuluşu” davasında birlikte fedakâr bir şekilde çalıştığı idealist mücadele arkadaşı olmak bahtiyarlığına eren Sayın Tayfur Sökmen’dir.

İlk ve son “Hatay Devlet Başkanı” olan “Sayın Tayfur Sökmen”, devlet adamı kimliği ve tevazuu dolayısıyla hatıralarını pek ifade etmek istemediği tanıyanlar tarafından bilinmektedir.

Ancak kendisinin Cemal Kutay’a anlattığı bir hatırasını yeniden yazmak bize gurur verecektir.

Büyük Ata'nın namını minnet ve saygı ile anmak maksadıyla Sayın Tayfur Sökmen’in Atatürk ile tanışmalarını anlattığı şu satırlarla Atatürk’ün son en büyük zaferi “Kırk Asırlık Türk Hatay’ın kurutuluşunu yeniden yâd etmek isteriz.

"Aziz Türk milletinin büyük evladı Atatürk'le 1921 senesinde tanışmak şerefine erişmiştim. Ziyaretimizin sebebi: O sırada Fransız murahhası Mösyö Franklen Bouillon ile Türkiye arasında yapılmakta olan anlaşma müzakeresinde Hatay'ın da, Adana, Mersin, Osmaniye, Maraş. Antep ve Urfa illeri gibi - zaten ayrılmaz bir parçası olan - Türkiye'ye iadesini temin edecek bir yol bulunmasını istirhamdı. İşte bu maksatla Atatürk'ü, dört Hataylı arkadaş, heyet halinde, ilk Büyük Millet meclisi binasında başkanlık odasında ziyaret ettik. Büyük bir hüsnü kabul gösterdiler. İltifat ettiler. Her hallerinden, Hatay davasıyla ne kadar yakından ilgilendikleri biliniyordu. Maruzatımızı dikkatle dinledikten sonra:

Atatürk: “Hatay esasen Misak-ı Millimiz hudutları içindedir. Bu itibarla. Hatay'ın yapmakta olduğu silahlı mücadeleyi, adım adım takip etmekteyiz. Bu sefer tamamen kurtaramazsak dahi, ora için Fransızlardan mümtaz ve muhtar bir idare temin ederiz. Gider, çalışırsınız" buyurdular.

Filhakika yapılanı muahedede, Fransızlar bu mümtaz ve muhtar bir idareyi kabul etmişlerse de. Hatay devleti teşekkül edinceye kadar, hakkıyla tatbik etmemişlerdi. Tatbik etmedikleri için mücadele durmadan devam etti. Atatürk, Hatay davasıyla daha yakından meşgul olabilmekliğim için 1923'te beni Antalya'dan müstakil milletvekili seçmişti. Bu seçimden sonra, bazı yakınları benim, Hataylı olduğum halde hiç olmazsa o civardan mesela Adana, Antep gibi bir yerden değil de. Antalya'dan milletvekili çıkarılmış olmamın sebebini sordukları zaman. Büyük Atatürk: “Üzülmeyin, mesele basittir, (L) nin yerine (K) yi koymak zamanı yaklaşmıştır.” cevabını vermişlerdir.

"Müstakil" milletvekili oluşuma da mana veremeyenler vardı. Atatürk, Bunlara da:

"Milli Mücadelenin bidayetinden beri Halk Partisinin içinde ve safında çalışmış bir kimsenin, neden bu partiden değil de, müstakil milletvekili yapıldığını" merak ederek, Atatürk'e sorduklarında, kısaca şu cevabı almışlardı:

“Bunun da bir hikmeti var elbette!”

Vaktaki, 1936'da, Hatay davasının artık hal vakti geldiğini gören Atatürk, Mecliste bu yılın açılış nutkunu verirken, Fransızlarla aramızda askıda durup duran Hatay meselesinin halli lazım geldiğini açıkça, bütün dünyaya ilan ve ifade etti. İşte o güne kadar İstanbul'da faaliyette bulunan "Antakya, İskenderun Muaveneti İçtimaiye Cemiyeti" de, "Hatay egemenlik" Cemiyetine dönüştü ve Atatürk'ten hudut üzerindeki "Dörtyol" da bir şube açarak çalışma emrini aldı.

Birkaç gün sonra, açılan "Dörtyol" şubesi faaliyete geçtiği zaman, Fransızlar: "Hudut üzerinde bir milletvekiliniz tarafından aleyhimize kışkırtıcılık yapılmakta olduğunu işitiyoruz. Bu hal dostluğumuza aykırıdır! " mealinde şikâyette bulundular.

İşte o zaman, Atatürk'ün beni, "Müstakil" milletvekili yaptırışının sebebi de meydana çıkmış oldu: Atatürk, Fransızların şikâyetlerine, kısaca şu cevabı verdirmişti:

"Hudutta çalıştığı söylenen milletvekili, müstakildir. Anayasamıza göre, müstakil milletvekili istediği yerde, istediği gibi hareket edebilir. Bizim buna müdahale edebilmemize imkân yoktur. "

Belli Atatürk Hatay davası konusunda ileriyi görmüş ve bu süreçte yapması gerekenleri tek tek planlamış ve amacını Sayın Tayfur Sökmen’in şahsında Hatay’ın halaskarları nezdinde gerçekleştirmiştir. Hatay başta Aziz Atatürk olmak üzere Hatay’ın Halaskarlarını onlara layık bir anıtla hatırlamaları ve unutulmamak üzere abidevî bir değer kazandırmalıdır.

Tarihi yansıtan rölyefleri tamamlayıcı Hatay’ın Kurutuluş Tarihini yansıtan rölyefleri ve anıtı tamamlayıcı heykelleriyle birlikte Türkiye’nin en anlamlı ve büyük Atatürk anıtı Antakya’da vücut bulmuş olacağına şimdiden inancım tamdır. Bu konuda, Türkiye’ye bine yakın heykel yaparak kendini kanıtlamış hizmet veren kadim müessese “İnci Heykelciliğin” sahibi Sayın Necati İnci’ye inanıyor, güveniyor ve gerekli katkıyı sağlayacağına inanıyorum.

KAYNAK: Cemal Kutay, (1994), Bugün Atatürk Olsaydı…, İstanbul.

 



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz