Beynimin içinde dönen nostalji şarkılar var. “Uzun ince bir yoldayım” diyen Aşık Veysel’in sesi çınlıyor kulaklarımda...

Evet hayat uzun,ince ve meşakkatli  bir yol, sonu belli ama o sona hiç ulaşılmayacakmış gibi yürünen bir yol. Bir çocuk telaşıyla yürümeye başladığım bu yol da nefeslenmek için durup ardıma baktığımda ardımda bıraktığım çocuğu görüyorum; rengarenk  olan hayallerim, kalbim, içimde uçuşan kelebekler, iyi niyetim, çocukluk aşkım hepsi uzaktan el sallıyor bana, unuttuğum bir sıcaklık işgal ediyor tüm  bedenimi, müstehzi bir gülüş beliriveriyor yüzümde son zamanlardaki rahatlığım şaşırtıyor beni bir uyuşma belki de beynimin benle oynadığı bir oyun...

Etrafta görünen insan kalabalıkları dolduruyor etrafımı her telden bir ses çalıyor, paylaşamadıkları bir yorgan var orta da ve hepsi kendi tarafına çekiyor o yorganı, durdukları yer tam da yolumun üstü;  cebimde ki makası çıkarıp  “Savaşta her şey mübah!” deyip o yorganı kesip kalabalıkları ardımda bırakıp yoluma devam ediyorum.  Ortada bir savaş var ruhsuz insanların   “Yol savaşı!” bu savaşı kazanma  düşüncesi beni iğfal ediyor gözüm bir şey görmüyor.Sürü’ye uyup  ruhuma  ihanet ediyorum bu ihanetin getirdiği  bir keder dolduruyor içimi “Aşağılık  insanoğlu her şeye alışır!” diyen bir ses  çınlıyor kulağıma, o ses varlığını yitirmeden bu duruma hemen alışıyorum...

Beynimde dönen nostalji şarkılar mixlenmiş bana inat dönmeye devam ediyor. “ Kalpten  kalbe bir yol vardır görülmez!” diyen Neşet Ertaş’ın sesi  çınlıyor bu sefer.  Yine yoldan söz ediyor görünmeyen bir yoldan bahsediyor.

“Herkesten önce nasıl   bulmalı o yolu?” diyorum. Ardımda bıraktığım ruhum, kalbim geliyor aklıma,kalpten kalbe giden yol hayal oluyor. Bilinmezlere giden bir rüzgara, içimde ki dünyevi hazza teslim olup uzun ve ince yoluma bırakıyorum kendimi.

Onu kemiren farelerle doluyor beynim,  bir Muğlakın içinde buluyorum kendimi, şarkılarda  birbirine giriyor, küfür eden bir adamın sesi çınlıyor bu sefer kulağımda aynı sözleri tekrar eden arsız bir adam.  Dehşete  düşüyorum kovmak istiyorum o adamı beynimden  “Yolun sonu! diyor “Dikenli!” diyor ve ben o an ter içinde uyanıyorum. Gece  kulağımda unuttuğum kulaklığımda çalınan Neşet Ertaş türküsü, komşu evden son ses açılmış küfürlü Ezhel şarkısı çalıyor ve benim gözüm,  annemin sabah araladığı pencereden sızıp geçen  tüm gerçekliğiyle yüzüme çarpan güneşe takılıyor, ruhumun varlığı, çarpan kalbimin ritmi, içime  bir çocuk sevinci katıyor, ne olduğumu, kim olduğumu hatırlıyorum...



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz