Türk tipi modernleşme,”Batı”taklidi biranlayışa dayanmaz. Modernleşmenin gerçekleşmesi için gerekli aşamalardan biri deİslâmlaşmadır.

İlk Meclis kürsüsünün baş tarafında gördüğümüz ayet Şûrâ suresine adını veren 38. Ayettir: “ve emruhumşûrâbeynehum” onlar yönetim işlerini “aralarında (şûrâ ‘danışma)”. Bu meclisin, “Türkleşerek” ve “İslâmlaşarak” “Modelleşme”yi esas aldığının bir delilidir.

İslâmlaşma, XIX-XX. yüzyılda İslâm’ı bir bütün olarak algılama düşüncesine dayanır.Başta dil ve eğitim olmak üzere; inanç, ibadet, ahlâk, felsefe, siyaset, hukuk, anlayışıyla İslam’ı ‘yeniden’ hayata hâkim kılma amacı taşımaktadır.Müslümanları, İslâm dünyasını batı sömürüsünden, zalim ve müstebit yöneticilerden, esaretten, taklitten, hurafelerden kurtarmak, medenileştirmek, birleştirmek ve kalkındırmaktır.

İslamlaşma bu amaçla yapılan aktivitelerin siyasî, fikrî ve ilmî çalışmaların, arayışların bütününü ihtiva eden bir düşünce ve harekettir.

Mehmet Akif ve Ziya Gökalp “İslâmlaşmak” kavramını kullanılmıştır.“İttihad-ı İslâm”, “Vahdet-i İslâmiye”, “Tevhid-i İslâm”, “Panislâmizm”, “Fikr-i İslâmiyet”, “İslâmiyet politikası”, “İslamiyet siyaseti”, “İslâmlık meslek-i mahsusu”, “İslâmlık fikri”, “İhya, Islah, Tecdid, İntibah (uyanış), Necât (kurtuluş)” kelime ve tamlamaları da kullanılmıştır. Akademik çevrelerde “Çağdaş İslâm Düşüncesi” muhteva olarak buna tekabül etmektedir.

Türk modernleşmesi Batı’yı taklit etme değil, Batı’yı aşma düşüncesiyle filizlenmiştir.Bunun arka planındaBatı medeniyetiyle boy ölçüşme yatmaktadır.Osmanlı Devleti asırlara hükmederek gelen, küffara meydan okumuş dinî-siyasî bir yapıdır. Bu haşmetine rağmen Batı kendi üstünlüğünü bazı alanlarda hissettirmekte bu duygu da “entelektüel”, “sivil bürokrasi” ve “askeri bürokrasi” çevresinde tedirginlik yaratmıştır.Batı hem bir düşman hem de “merci-i taklit”; yani hem mücadele edilmesi hem de takip ve taklit edilmesi gereken bir dünya olarak görülmüştür.

İslâmlaşmak, İslâm dininin dünyayı, maddiyatı ve maneviyatı kapsayan sosyal bir din olduğunu kabul ettikten sonra, İslâm’ın itikat, ahlak, içtimaî ve siyasî sistemini daima zaman ve muhitin ihtiyacına en muvafık (uygun) bir suretle tefsir ederek (açıklayarak) bunlara uymaktır.

Başlangıçta Osmanlı devletini sonra da Türkiye Cumhuriyeti’ni manen ve maddeten kalkındırmak, medenileştirmek, eski azamet ve satvetine (yüceliğine ve gücüne) kavuşturmaktır.

İslâm’a has inançları ve İslâm inancına dayalı olarak da bir ahlâk nizamı ve İslâm ahlâkından doğmuş olan bir hayat anlayışına bağlı olarak yaşamak “İslâmlaşmak” anlamına gelir.

İslâmcı yayın organları olarak görülen, “sırat-ı müstakim”, “Sebil-ür-reşad”, “Mekâtip ve Medâris”, “Beyanü’lhak”, “Livayı İslâm”, “Mahlef” adlarla çıkmıştır. “İslâm Mecmuası” adlı dergiler daha çok Türkçülerin elinde şekillenmiş bir dergilerdir. Bu nedeni Türklük, İslamlıktan ayrı düşünülmemişti.

Ziya Gökalp ve onun fikirlerinden etkilenen Türk aydınları açısından “İslâmlaşmak” iki farklı devrede değerlendirilmelidir: XIX asrın durumu itibariyle henüz varlığını sürdüren Osmanlı devletinin durumu bağlamında İslâmlaşmak, “Üç Tarzı Cereyan”; yani, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Modernleşmek (Çağdaşlaşmak)” bağlamında gelişmiştir.

Gökalp’e göre: “Cismin tûlü (boyu), arzı (genişliği), umku (derinliği) olduğu gibi içtima (toplumsal) vicdanının da üç bu’du (boyutu) var: Milliyetçilik (Türkleşmek), ümmetçilik (İslâmlaşmak), asırcılık (muasırlaşmak).

İslamlaşma bu tarihi süreçte değerlendirilmelidir.

2020 sonrası siyaseti açısından, İslamlaşma, AK Partinin uhdesiyle ortaya çıkmış bir olgu değil ancak AK Partiye ve diğer çevrelereentelektüel atalarımızdan miras kalmış bir sorumluluk projesidir.İslamlaşma fikrinin ilk tohumunun atıldığı yer bizim topraklarımızdır. AK Parti kuruluşundan itibaren hiçbir zaman kendini "İslamcı" olarak nitelemedi. Ancak siyasi hayatının her kritik aşamasında "İslamcılık" ile ilişkilendirildi. AK Parti “Muhafazakâr demokrat” ve “medeniyet” kavramını kullandı. Avrupa, buna rağmen AK Parti ve Erdoğan’ “ılımlı İslamcı” olarak görme eğilimde oldu. Ancak “oneminute” çıkışından ve Mavi Marmara Saldırısı’ndan sonra İsrail ve FETÖ Erdoğan ile ilgili “radikal İslamcı” tabirini kullanmaya başladı. Aşırı sol görüş AK Parti başından itibaren “İslam devleti kurma” gizli ajandasına sahipti olduğunu lanse etti.Bu nedenle Gezi olayları gibi hadiselerin arkasında hep sol örgütleri oldu.

Aslın da Sayın Recep Tayyip Erdoğan Türk İslamcı bir bakış açısıyla, Türk Müslümanlığı yanında, İslam dünyasının dertleri ile ilgilenen, ümmetin maslahatını gözeten samimi duygulara sahip Türkleşerek, İslamlaşarak Muasırlaşmayı amaçlamış bu topraklara ait bir İslami anlayışın temsilcisidir ve her zaman milli olmuştur Türkiye’nin milli menfaatleri ile Suriye’den Somali’ye ve Arakan’a kadar mazlum Müslümanların hissiyatını birleştirebilen bir lider veBatıa hâkimiyetindeki adaletsiz dünya düzenine eleştirenbir liderdir.

İslamlaşma fikri bu topraklarda filizlenmiş Türk tipi modernleşmenin en önemli kaynağıdır. Türkiye’de yetişmiş İslam anlayışı Tevhidî bakış açısına sahip, Maturidi akidesine bağlıdır.

İngiliz güdümünde gelişen radikal kökenli “İslamcılık” anlayışıyla irtibatlandırılması yanlıştır.

Hz. Ömer’in manevi hazırlık dönemi gerçekleşmeden fethine karşı olduğu İran ve Mısır Asr-ı Saadet ehlinin anlayışına uygun olarak zamanından erken fethedildiğinden hem Zerdüşt’ün ülkesi hem de Firavunlar ülkesi Mısır İslam anlayışı konusunda hep sorun yaratmışlardır. İngilizlerin fark ettiği İran ve Mısır kompleksini her zaman kullanmıştır.

AK Parti, “Muhafazakârlık, milliyetçilik, İslamcılık ve Türkçülük” akımlarının ortak temalarını gündeme taşımaya devam etmelidir. Türk Tipi Modernleşmenin beslediği fikri akım Türk İslam Ülküsü çözümün tek kaynağıdır!

İlk meclis bu kodlara bağlı olarak kurulmuştur. İlk mecliste başkanlık kürsüsünde Şûrâ suresine adını veren 38. Ayet-i Kerim’de‘ve emruhumşûrâbeynehum’“onlar yönetim işlerini “aralarında şûrâ(danışma)” iledirbuyruluyor.

İlk meclisi bir “Cuma” günü açtıran Mustafa Kemal Atatürk başkanlık kürsüsünün üstüne bu ayeti kerimeyi yazdırmakla Türkçü olduğumuz kadar İslamcıyız vurgusunu yapıyor ve“şûrâ”, “istişare” ilahi emirdir diyor. Cumhuriyetimizin mayası ilk meclistir.

Ancak “din” ve “devlet” aynı kefede tartılmaz; birbirinden farklı ve ayrıdır. Din, Allah’ın; devlet, milletin teşkilatlanmış halidir.Türk töresinde ve İslamî bakış açısında yönetim ortak aklı gerektirir. Adalet, hakikat, liyakat ve ehliyet, şura ehlinde aranan vasıflardır. Meclisi bilmem ama bugün başkanlık sisteminde “bakanlar kurulumuz” çoğu liyakat ve ehilden seçilmiş gibi görülüyor. Meclis de ilk mayasına ve kendi kodlarına dönerek liderlerin tespitiyle değil, şura ile, ortak akılla seçilmelidir.



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz