Hepimiz geçtiğimiz hafta 12 yaşındaki çocuğu cinsel istismara maruz bıraktığı için tutuklanan Fatih Nurullah isimli tarikat liderinin yaptıklarına şait olduk. Babanın müritler tarafından nasıl darp edildiği, neler konuşulduğu, tarikatın AK Partililerle olan temaslarını inceledik. Üstelik yetmiyormuş gibi birde Oda Tv’nin haberine yayın yasağı geldi.

Tarikatlar konusu yeni bir konu değil. Eline silah almadan dostu düşman mı olmadığını anlayamayan bir iktidar olunca haliyle bu durum daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Ama sanıyor musunuz ki tek sorunumuz tarikatlar? Hayır değil. Özellikle elinde Kutsal Kitap taşıyan, Tanrı’yı anlattıklarını söyleyen gençliğimizin en büyük sorunlarından biri olan bir de misyonerler var. Bu misyonerler ne yapıyor? Deist diye bir kefeye koyduğumuz gençlerin din değiştirmesine kadar giden bir yolu açıyor. Bir yanda cübbeli, tecavüzcü, terörist, laiklik ve Atatürk düşmanı, kadın düşmanı Müslüman tarikatlar diğer yanda şık giyinmiş sadece “Sevgi” merkezli bir anlatıma sahip misyonerler.

Sanki birileri bu tarikatları özellikle bu çizgide tutup, gençliği misyonerlerin kucağına atıyor gibiler. Diyanet İşleri Yüksek İstişare Kurulu’ndaki bir zatın söylediği gibi gençler TÜRKÇE Kur-an meali okuduğu için deist olmuyor efendim. Onların deist olmak için tarikatlar gibi saçma sapan örnekler var önlerinde.  Hepimizin gördüğü gibi gençliğin kaldığı kıskaç işte budur. Bunun en büyük sebebi de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir türlü asıl işine odaklanamaması, siyasallaşmış olmasıdır.

Buraya kadar yazdıklarımın her biri ayrı köşe yazısı konusu ama ben bugün biraz tarikat gözlemlerimden bahsetmek istiyorum. Ülkenin son 30 yılında hemen her ilde ortaya çıkan tarikatlar, 2000’li yılların başında aldıkları kamu güçleriyle büyüyen tarikatlar, birde 2016 sonrası kabuk değiştiren tarikatlar diyerek aslında olup biteni 3 bölüme ayırabiliriz. Bu tarikatların hortlaması nereden çıktı hiç düşündünüz mü? Yani nerede başladı bunların hikâyesi.

12 Eylül 1980 yılında başladı. O askeri darbede ülkenin aydın gençliği, dönemin sol gençliği, dönemin sağ bağımsız aydın gençliği bir bir işkence altında ölürken, dönemin toplum mühendisliğini inşa edenler solu tek vuruşla paramparça edip, sağda ise bugünün bürokrasi sahiplerini, siyasi figürlerini, makamlara oturacak kişileri yetiştirdi. Sonra bu kişiler çıkıp, biz o dönemde hiç karışmadık, eğitime odaklandık diye de naralar atacak kadar şımardı. O dönemde kitap yakılıyordu kitap. Toplum mühendisliği planlayanlar sana isteseler kitaptan bir cümle okutmazlardı.

Sonra o dönemin bu şahsiyetleri bugün hala yeni Türkiye söylemiyle karşımızda konuşuyor. Bizde izliyoruz. İkinci bölüm ise AK Parti iktidarıyla birlikte irticacı yaftasından kurtulmak isteyen tarikatların değişimi oldu. İsmail Saymaz’ın da söylediği gibi tarikatlar Holdinglere dönüştü. Statü kazandı. Büyüdü, büyüdü. Sonra 17,25 Aralık operasyonları sonrası bu büyümenin sonucu olan güç dengesi bozuldu. 2016’da ise FETÖ son gücünü kullandı. Tam bitti bitecek derken, gelinen noktada ise olan yine tabandaki FETÖ’cülere oldu. Yani Holding yerinde duruyor.

2016 sonrası ise FETÖ’nün boşluğu hepimizin bildiği birkaç tarikatın eline kaldı. İsmail Ağa cemaati, Menzil Cemaati gibi toplumunda yakından bildiği cemaatler Holdingleşme konusunda master noktasına geldi. Ama bununla bitmedi. Gençliğin tarikatlara olan bakışını okumakta sıkıntı yaşayan AK Parti iktidarı bu tarikatlara mesafeyi bir türlü koyamadı. Dindar Nesil projesi çöktü. İmam Hatip Mezunları bile deist oldu. Paralı İmam Hatip öğrencileri aile desteğiyle özel üniversitelere giderken, fakirin imam hatip öğrencisi nereye gitti siz tahmin edin?

Şimdi gelmişiz bir tarikat liderinin neler yaptığını konuşuyoruz. O tarikatların tabanının olması gerektiği gibi, ümmetçi anlayışa, ezanlara, büyük sözlere kanıp, kime oy atacağını hesaplayan bir yapı varken buna benzer daha çok olay duyarız. Eğer Diyanet İşleri Başkanlığı işine dönüp bu halkı bu tarikatlardan kurtarmaz, hükümet bu tarikatların tamamına göz yummaya devam edip, misyonerlik faaliyetlerini de göz ardı ederse gençliğimizin ahlaki ve inanç sorunları daha da derinleşecektir.

Ve bir kez daha anlıyoruz ki; Mustafa Kemal Atatürk Tekke ve Zaviyeleri kapatarak adeta geleceği görmüş, Cumhuriyeti bir sülükten kurtarmaktan için en doğru adımı atmış.



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz