Rusya’da, millî uyanış ve SSCB için de sonun başlangıcı Afganistan işgali ile başlamıştır.

1979 yılında başlayan Afganistan işgaliilerledikçe ve sürdükçe Rusların aleyhine gelişmeler olmaya başlamıştır.

Türkçe konuşan halklar yıllar ilerledikçe farklı inançlara da sahip olsalar aynı genetik yapının ürünü olduklarını yavaş yavaş anlamaya başladılar.

Rus ordusunda görevli Müslüman, Hıristiyan, Musevî, Kök-Tengrici, Budist inanca sahip olmasına rağmen özde Türk olan, Türkçe konuşan askerler arasında Türk genom projesinin DNA sarmalarının insanlık tarihi boyunca kopyaladığı ve nesilden nesilde naklettiğibenzerlikler fark edildi ve bu da beraberinde millî kimlik uyanışını getirdi.

Rusya için en büyük kırılma noktası Afganistan’da yaşanmıştır.

Yıllardır unutturulmaya çalışan millî kimlik ve aidiyet duygusu bu topraklarda fark edilmiştir.

Bu olay bilim insanlarının başlattığı “Genom Projesi”ni akıllar getiriyor.

Neden mi getiriyor, bence genom 23 bölümden oluşan bir kitap gibi.

Kitabın her bölümde gen denilen binlerce hikâye var. Bu hikâyeler Türk dili ile yazılan “Yaratılış Efsanesi” ile başlıyor, Oğuz Kağan Destanı ile devam ediyor.

Genomun dili “genetikçe”: genom, kromozom, gen, ekson, intron, kodon, baz…diye adlandırılıyor bunlar.

Genom bilimcileri her genin bir görevi olduğunu vurguluyor.

Bunlara göre 23 gen: birinci kromozom “yaşam”, ikinci kromozom “türler, üçüncü kromozom “tarih”, dördüncü kromozom “yazgı”, beşinci kromozom “çevre”, altıncı kromozom “zekâ” yedinci kromozom “,içgüdü”, sekizinci kromozom “özçıkar”, dokuzuncu kromozom,”hastalık” onuncu kromozom “stres”,  on birinci kromozom, on ikinci kromozom “birleşme”, on üçüncü kromozom “tarih öncesi”, on dördüncü kromozom”ölümsüzlük”, on beşinci kromozom cinsiyet, on altıncı kromozom “hafıza”, on yedinci kromozom “ölüm”, on sekizinci kromozom “tedavi”, on dokuzuncu kromozom “koruma”, yirminci kromozom “siyaset”, yirmi birinci kromozom”öjenizm”, yirmi ikinci kromozom “özgür irade”, X ve Y kromozomları “çatışma”… gibi insanı insan yapan ve insanı millî kimlik bilincine ulaştıran değerlerin bu kromozomlarla da taşındığını söylüyorlar.

Oğuz Kağan’ın av avlağı olan bu topraklarda, Afganistan da kimsenin aklına gelmeyen ama daha önce Malazgirt’te yaşanan bir şey gerçekleşiyor.

Oğuz Kağan atamızdan beri DNA sarmallarıyla nakledilen gen devreye giriyor ve milli kimlik, milli dil galebe çalıyor ve bir irade kardeşin kardeşiyle savaşmasına mani oluyor.

Eldeki silahların tetiğindeki parmak tetiğe basmayı reddediyor.

Uçaklar kalkmak istemiyor.

Tank paletleri yeri süpürerek ilerlemek istemiyorlar.

Bir bilinç, bir irade; Afganistan’da Özbek, Türkmen, Hazara, Kızılbaş/Avşar, Gur (<Guz<Oğuz) gibi adlarla anılan, kendileri gibi Türkçe konuşan ve Müslüman olan insanlarla karşılaşınca Rus yetkililerin aklının ucundan bile geçmeyen bir gelişme yaşanıyor.

Türkler genlerinin iradesiyle saf değiştiriyor.

İşte, bu yaşananlar Rusya için tam anlamıyla bir kırılma noktası olmuştur.

O günlerde Afganistan’da Rus Kızıl Ordusunu terk ederek, karşı tarafa kardeşlerinin safına geçen askerlerin sayısı güm geçtikçe artıyor ve Kızıl Ordu buna anlam veremiyordu.

Benzer olaylar Karabağ savaşında da yaşanmış; “kardeşimiz” dedikleri ağırlıklı olarak Oğuzlardan ve kısmen Kıpçaklardan oluşan Azerbaycan askerlerine karşı savaşmayı reddeden üstelik de Hıristiyan olan Gagavuzlar (Kök-oğuz) Azerbaycan ordusuna katılmışlardır.

Bu olaylar, bir Demir Perde ülkesi olan Komünist Rusya’nın çökmesine neden olmuştur. Bunlar tarih Türk Dünyası’nın da kendini sorgulamasına neden olmuştur. Türkler kendilerine uygulanan baskının, zulmün farkına varmaya başlamışlardır.

Rusların Türklere uyguladığı baskı, zulüm hatta soykırım 1990’ların başına kadar sürdü mü, bilemem. Kuşkusuz, bu tarihten sonra Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanması, günden güne güçlenip, gelişmesiile birlikte yavaş yavaş bu gerçekler gün yüzüne çıkarılacaktır.

En azından bu yönde umutlarımız var.

Bu cumhuriyetler, geçmişe doğru bu araştırmaları yaparlar mı bilemem, bu orada yaşayan Türk halklarının kendi tercihi.

Bir zamanlar Rusların Demirperde ile kapattığı Türk dünyasında Türklere neler yapıldı? Bunları bilmek Anadolu ‘da yaşayan Türklerin de hakkıdır.

Evet, Ruslar, dış dünyaya kapattıkları Türk yurtlarında uyguladıkları her türlü baskıyı, zulmü, soykırımı tabir-i caizse bir demir perde ile dünya kamuoyundan gizlemeyi başarmışlardır.

Ancak burada bir önemli hakikati daha söyleyelim; Afganistan’da başlayan kırılma Oğuz Kağan’ın seferleriyle fethedilen Kırk Asırlık Türk Yurdu Hatay sınırındaki Suriye’de ve Libya’da derinleşebileceğini hatırlatalım. Buralarda da Rusya için yıkılış çanları çalabilir.



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz