Ekonomik olarak söz sahibi ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere baskın olması, gerek ekonomik-teknolojik üstünlükleri, gerekse sosyo-kültürel etkileri kaçınılmazdır.

Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Osmanlı Devleti v.s. adaletle yönetildikleri yıllarda; adaleti sağlamak için elbette ekonomik güçleriyle bunu yapıyorlardı.

(Aynı şekilde sosyal ve kültürel baskınlıkları da aynı çerçevede değerlendirilir.) Ekonomi gerilemeye başladığında adalet de gerilemeye, rüşvet, kayırma, adamcılık v.b. haller oluşmaya başlar. Bunlar da doğal süreçtir…

Söz konusu baskın ekonomik güç, egemenliği altındaki toplumların dillerini de ikinci plana atmış, böylece güçlü devletlerin dillerine yönelme başlamıştır. Tüm bunlar doğal süreçlerdir.

Güç kimdeyse söz hakkı ondadır. İnsanlık açısından yanlış bulunabilir ancak dünya bunlar üzerine dengede duruyor.

Gelelim bizim Türkçeye… Türkçede günlük kullanılan kelime sayısı oldukça azdır. Yani kısır döngü konuşmalarla yaşayıp gidiliyor.

Kelimelerin özensiz kullanılması bir yana, anlamından uzak, ya da öz anlamında kullanıldığı sanılıyor. Özensiz kullanılan kelimelerden biri de “ATIYORUM” sözcüğü.

Yaklaşık 8–10 yıllık bir geçmişi olan bu kelimenin “örneğin, mesela” anlamlarında kullanıldığı düşünülüyor. Oysa bu kelimenin o anlamlarda kullanılmaya çalışılması büyük bir yanlış!

Bir konuyu anlatırken “örneğin” denmesi ya da” mesela” denmesi, hiç olmadı “misal” denmesi varken “atıyorum” denmesi, Türkçeye yapılmış hakaretlerden biri olarak öne çıkmaktan başka bir şey değil.

Yabancı bilim insanlarının icatlarına “Türkçe karşılık bulacağım” diye yırtınmak yerine Türk bilim insanlarının desteklenerek icatlar yapıp, icatlarına Türkçe isimler konması gerekliliğine inandığım kadar, Türkçeyi kendi özüne uygun kullanmayıp da “Türkçeye sahip çıkalım” diyenleri de samimiyetsiz buluyorum.

İşin doğrusu; gazetecisinden, program yapımcılarına, politikacılardan öğretmenlere kadar birçok meslekten insanın “attığını” duyuyorum.

Televizyon programcılarından bu kelimeyi ilk duyduğum sunucu Esra Erol idi. Zuhal Topal çok kullanıyor. Haber programı sunucularından Şirin Payzın da sık sık kullanıyor.

Öğretmen camiasında da çok kullanılıyor. Türkçe ve edebiyatçılar arasına da sızmış durumda...

Bence, Türkçeye sahip çıkmak isteyenler atıp tutmaktan vazgeçip, Türkçenin inceliklerini biran önce kavramalı.

Lütfen, diyorum! Atıyorum, demeyin. “Örneğin” deyin. “Mesela” deyin. “Örnek veriyorum” deyin… Ama “ATMAYIN”…

 

 



Kategoriler