Hikayeler bizi büyülüyor; bizi motive ediyorlar ama en önemlisi bizi tanımlıyorlar.Hepimiz bu hayatta daha iyi bir yaşam sürmek; daha yaratıcı, daha içten, daha doğal ve daha güçlü olmak istiyoruz.Her sabah hayata daha farklı odaklanmak, yaşamımıza sarılmak, daha sağlıklı, daha başarılı olmak istiyoruz.Hepimiz arzu ettiğimiz bir hayatı yaşamak isteriz.Aslında hayatımızda sağlıklı bir denge istiyoruz.

Sağlıklı bir biçimde dengelenmiş yaşamı dört değer çerçevesinde betimleyebiliriz:Bakış açısı (ruhsal), özerklik (zihinsel), bağlılık (sosyal) ve nitelik (fizikselRuhsal, zihinsel, sosyal ve fiziksel bakımdan dört temel rollere sahip bir varlığız.Sağlıklı bir insan olmak (fiziksel), iyi bir zanaatkâr, sanatçı başarılı bir insan olmak (zihinsel), iyi bir dost olmak, çevresine yararlı bir insan olmak (sosyal) ve bir ermiş, evliya gibi nefs-i mutmainde olmak (ruhsal) isteriz.

Peki bize engel olan nedir?Yüzeyin hemen altında gizlenen ve arzu ettiğimiz hayatı yaşamaya engel olabilecek tek şey, kendimiz için orada çizdiğimiz hikayemizdir.İçimizin derinliklerinde hepimizin bir hikayesi, akıllarımızda ortaya çıkan ve bizi bugün olduğumuz yere demirleyen görünmeyen bir anlatı var.

Hatırlanması gereken önemli bir nokta, denizde bulunan bir çapa sizin boş bir denizde hayatınızı kurtarabilir, ancak aynı zamanda koyduğu sınır hayatınızda ilerlemenizi de önleyebilir, size engel olabilir.

Şimdi, kendimize bir dakika ayıralım, geri adım atıp, hayatımızı dört çerçevede şekillendiren kendi anlatımıza, hikâyemize bir bakalım. Hayatını yazma konusunda bugüne kadar sana fısıldanan şey ve senin hayatını bunlar ne kadar etkiledi?

Bir "metafor", başka bir nesnenin yerine bir nesneyi veya fikri ifade eden sözcük veya deyimdir, yorumlanması zor olan bir şeyi anlamaya başladığımız bir analoji türüdür. Metaforun gücü, şarkılarımızda, danslarımızda, masallarımızda ve dini törenlerimizde görüldüğü gibi insanlık tarihi boyunca baskın bir söylem tarzı olmuştur.

Metafor belki de insanoğlunun en verimli potansiyellerinden biridir. Etkinliği sihir gücüne yakındır ve sanki Tanrı’nın yarattıklarından birinin içinde unuttuğu yaratma gücüne benzemektedir.

Nedir metafor? Bir kavramı ne zaman başka bir şeye benzeterek anlatmaya çalışırsak, kalkarsak, metafor kullanıyoruz demektir. Hatta daha doğrusu istiare… “Kayayla duvarın arasına sıkışmış hissediyorum kendimi”, “karanlıktayım, aydınlığa çıkamıyorum.”, “kafamı suyun üstünde tutma mücadelesi veriyorum”, ya da başarı merdivenlerini tırmanmak istiyorum.” İşte bu metaforlar bizim hayatımızı şekillendirirler, bunlar bizim hayatımızın stres dolu anlarını anlatırlar ve aslında stresli hayatımızın kurgulanmış hikâye yaratıcılarıdır bunlar.

Benimsediğimiz her metafor, bize bir dizi kuralı, fikri ve önyargılı kavramları da getirir.

Hayat, rengârenk betimlemelerle, güzel anılarla dolu bir hikâyenin resmini yapmaktır. Hayat bir oyundur, dünya da onun sahnesi… Bu oyunda metaforlar ayağımıza pranga da takabilir, kanatta… Sadece bu hangi metaforu kullandığımıza bağlı…

“Ben bu dünyaya en mükemmel varlık insan olarak ve mükemmelliğin avcısı olarak geldim. Evet, ben ilimin, bilimin avcısıyım! Ben hayatımın terapisti, doktoru, öğretmeni, antrenörüyüm!”

Bu metaforlar, parçalara ayrılmış ve sanatsal olarak ele alınmış gerçek şeylerden yapılmıştır. Bu gerçek şeylerin eşsiz kombinasyonu, yaratmaya çalıştığınız eşsiz dünyayı oluşturan karakterleri, yerleri, atmosferleri vb. yaratır. Başka bir deyişle, ifade edilmesi ve ifşa edilmesi gereken temel evrensel yapı, gizli ve bilinmeyen şeydir ve hikayenizin dünyasını yaratmak için kullandığınız gerçek şeylerin eşsiz kombinasyonu, bunu ifade eden ve ortaya koyan metafordur.

Kendimizi iyi anlatmanın ve karşımızdakini ikna etmenin en etkili yollarından biri metaforlar kullanmaktır. Anlatmanın en kısa ve etkili yolu metafordur. Metaforun (İstiarenin) önemli ayırıcı özelliği "mana transferi"dir. Somut bir terimin soyut bir terim için, soyut bir terimin somut bir terim için kullanılması söz konusudur.

"Metafor" bir şeyi retorik etki için ilgisiz bir şeyle aynı olarak tanımlayan ve böylece ikisi arasındaki benzerlikleri vurgulayan bir konuşma şeklidir. Benzetme iki öğeyi karşılaştırırken, metafor bunları karşılaştırabilir, doğrudan eşitleyebilir.

Hepimizin içinde, sürekli mevcut bir yalnızlık, sevilme arzusu, bağlantı hissetme ve aidiyet duygusu var. Başkalarının hikâyeleri, başkalarının başarısı ve sıkıntıları aşma yetenekleri ile büyülendik. Bizi kendi sıradan hayatlarımızdan, hatta daha da önemlisi, bizi geride tutan sıkıntıların ötesine taşıyan başkalarının hikayelerinde bir şeyler bulmayı özlemekteyiz. "Hikayemizi" çevremizdekilerin hayatlarından elde ettiğimiz metaforun dokusundan örüyoruz. Ne yazık ki, birçoğumuz sadece bizi bunaltmak ve yaşamak istediğimiz hayatı yaşama fırsatlarımızı rayına sokan kendi kendini inşa eden bir yaşam öyküsünün olumsuzluğuna “sıkışıp kalıyoruz”.

Metaforların çoğu hayatımın standartlarıyla yaratılmıştır ve bunlar hikâyelerde bizim için bilinçdışı arketipleri de çağrıştırırlar: “Denge metaforu”, dengemizi korumak gibi, sosyal, fiziksel ya da ruhsal dengesizlik yaşadığımızda “dengeye dönmek” için çabalarız. “Dönüşüm metaforu”, her şey sürekli dönüşüm içindedir, bir durumdan ötekine fiziksel, duygusal ve ruhsal bir dönüşüm yaşarız. “Yolculuk metaforu”, dönüşmek için yolculuğa çıkmak gerekir. Bu yolculuk fiziksel olduğu kadar da ruhsal da olabilir. “Kap metaforu”, kaplar ve kutucuklardan oluşan bir hayat yaşarız; bazen mekân “kabın içi” bazen de “kabın dışıdır.” Kolektif bilinç dışımız “kap metaforu”nu ana rahminden mezara olan yolculuğumuzla örtüşür. Ana rahmi “içinde olduğumuz” ilk kaptır, “mezar” da son kap olacaktır. Bedenimiz de bir “kaptır “aslında. İçinde canlılığımızı ve ruhumuzu taşır.

(Devam Edecek)



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz