İlkokulunda öğrenci olduğum yıllarda, okulda çalışan kişilerin davranışları bana hep ilginç gelmişti. Erkek öğretmenler; genellikle düzenli olarak tıraş olurlar, bıyık bırakmazlar,  takım elbise giyerler, dik yürürler ve pek fazla gülmezlerdi. Hizmetliler önlük giyerler, düzenli tıraş olurlar, çok fazla gülmezlerdi. Kadın öğretmenler ciddiyet açısından erkek öğretmenlerden farklı değillerdi. Okul yöneticisi ise, hatırladığım kadarıyla, okula hep yalnız gelip gider, hiç konuşmaz, sürekli kaşları çatık gezer ve hiç ama hiç gülmezdi. Başını sağa sola çevirdiğini dahi görmedim. Kaldırım taşları üzerinde, ceketinin önü ilikli olduğu halde sakin adımlarla okula gelip gittiğini hatırlıyorum. Bir elinde kahverengi çanta, diğer elinde ise elinden hiç bırakmadığı bir anahtarlığı vardı. Gördüğünüz gibi, benim öğrenci olduğum yıllarda, okul oldukça ciddi görünümlü bir örgüt özelliği taşıyordu. Sait Faik ne demişti? “Gülmek, iki insan arasındaki en kısa mesafedir”. Oysa öğretmenler ve diğer okul çalışanlarının bizimle ve kendi aralarındaki mesafe oldukça fazlaydı… Maalesef öğretmenleri, okul yöneticisini ve hizmetlileri hep böyle asık suratlı gördüm ve aklımda böyle kaldı. Ama ben hep gülen bir okulda, neşeli insanların varlığını hayal ederdim. Sanki okul bir tiyatro sahnesi; okulda çalışanlar, sadece okula ait, okulun duvarları, masaları, sıraları gibi görev odaklı insanlardı. Bazen kendi kendime akıl yürütür; bu insanları şöyle hayal ederdim: Kocaman kahkahalar atıp gözleri yaşarıncaya kadar gülseler yüzleri nasıl olurdu acaba? Okulda çok komik bir olay olsa, bu insanlar gülmemeyi nasıl başarırlardı? Acaba bu insanlar evlerinde ve sosyal hayatlarında da hiç gülmüyorlar mı? Mesela ev kıyafetleri ile aile-akraba sohbetlerinde de bu kadar ciddiler mi? Her şey bir tarafa, bu kadar asık suratlı insanı nasıl olurda okulda bir araya toplayabilmişler? Şaşırmamak elde değil…

Ünlü Çinli yazar Lin Yutang, “gülmesini bilen insanlar; dünya meselelerine sağduyu, sakin kafa, sağlam düşünce ve kültürlü bir gözle bakabilmelerine imkân veren, sihirli anahtarı ellerine geçirmiş olurlar.” der. Konfüçyüs ise “güler yüzlü olmayan bir kişi, dükkân açmamalıdır.” Önerisinde bulunur. Bu sebeple, eğitimde, eğitimin yönetiminde, en azından bir gülümseme ile her şeyin bambaşka olması mümkündür… Unutmayın gülümseyen bir okul için, gülebilmek, güldürebilmek, en azından gülümsemek gerekir ki; sihirli anahtar hep ellerinizde olsun…



Kategoriler

hasiltogel.xyz