Nihayet o güzel günlerden biri daha geldi, Aşure Günü.

Aşure geleneği, asırlardır bir geçmişe sahip, rivayete göre Nuh Aleyhiselam gemisi ve ona inananlara tufandan kurtulduktan sonra ve gemi karaya oturduktan sonra, gemide kalan yiyecekleri bir araya toplayıp bir yemek pişirdikleri söylenir.

Aşurenin kelime itibari ile Arapça bir kelime olduğunu, “on”, onuncu manasına geldiğini söylemek lazım. Aşure içinde birçok maddeyi, birçok tahılı, birçok bitkiyi birleştiriyor. Dolayısıyla bizde şuna inanıyoruz, aşure üzerinden Müslümanlar, Hıristiyanlar, Katolikler, Ortodokslar, aşure gibi bir araya gelip toplanmamız lazım, aynı tasın içinde, aynı kazanın içinde, dünyayı bir kazan olarak düşünürsek, adeta dünya bir aşure kazanı gibi olması gerekiyor. Hep birlikte güzel bir hayat yaşamak, ağza tatlı bir lezzet verebilmek, aşure onu simgeliyor.

Üstteki cümle aslında şuan Antakya’da tam olarak olması gerekeni anlatıyor. Ama ne kadar öyle oluyor tam bilemiyoruz. Üstelik buna birde popüler kültür ve modern dünyanın tozları eklenince ne kadar daha karışabilir diye düşünmüyor değiliz. Aşure en özünde paylaşmaktır. Var olanı paylaşmak, eldekini biraz azaltarak, daha güzel bir şey elde etmektir. Bu yönüyle kişinin kendi iç bencilliğini de gidermiş olur. Paylaşmayı ve sevgiyi arttırır. Ama şöyle bir etrafımıza bakalım. Aşure eskilerde olduğu gibi mahalle ortalarında büyük tencerelerde kaynatılan bir gelenek olmaktan çıkıp, evde küçük tencerelerin içine kadar inen ve evin içinde kalarak, az ürün vermek yerine çok ürün vererek az ürün elde etmekten başka bir şey olmamak yolunda ilerliyor. Buna dikkat etmemiz lazım. Eğer elimizden az bir parça bir ürün çıkarıp, daha lezzetli güzel ve daha fazla bir şey elde edebiliyorsak, bunu kıymetini iyi bilmemiz lazım. Aşureleri bu niyetle yapmak dileğiyle…

 



Kategoriler

hasiltogel.xyz