“Üç kıtanın buluştuğu yer” anlamında kullanılan Suriye ismi, 20. Yüzyılın başına kadar bugünkü Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin ve İsrail’i içine alan geniş bölgeyi tanımlıyor.

MÖ 4000’lerde Mısırlıların Lübnan ve Amanos Dağları’nı ham madde (Sedir ağacı, altın ve gümüş) kaynağı olarak kullanmaları ile başlayan bölge siyasi tarihi, Hitit (MÖ 1365), Asur (MÖ 9. yüzyıl) ve Kenan medeniyetleri ile ardından, MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender (Helen) ve MS 20 yılında Roma İmparatorluğu ile sürmüştür.

Ayrıca Oğuz Kağan yazmaları ve Heredot’un kayıtlarında, İskitlerin Kafkasya üzerinden Kimmerleri kovalayarak Anadolu’ya hâkim olduğunu, Anadolu’nun 28 yıl İskit hakimiyetinde kaldığını Mısır üzerine de yürüdüğünü, Filistin’deyken Mısır Kralı Psammetikos’un armağanlar sunup yalvarması üzerine daha ileri gitmediğini ifade eder. Heredot’un anlattığı İskitler, Oğuz Han’ın ordusu olabilir. Reşideddin, Oğuz’un Diyarbakır, Erbil, Musul, Bağdat ve Şam’ı nasıl kendisine bağladığını, Antakya’nın nasıl direndiğini ve şehir teslim alındığını anlatır. Buna göre, Oğuz Han, sadece Antakya yöresinde 18 yıl kalmıştır.

***

İslâm ve Osmanlı fetihlerinden önce Suriye’de Gassânîler hüküm sürüyordu. Gassânîler: Gassân, Kelb, Tenûh, Tağlib, Selîh gibi Arap kabilelerinden oluşuyordu. Bu Arap kabileleri büyük ölçüde Hristiyanlaşmıştı. Gassânîler Bizans’ın vasalı olarak görev yapıyordu. Vasal devlet kendinden üstün bir devlet ya da imparatorluğa bir şekilde bağlı olan devlettir. Sâsânîler, 613 yılında Gassânîler’i yenerek Şam (Dımaşk)’ı hâkimiyetleri altına aldılar. Herakleios 628’de Suriye’yi geri aldı.

O yıllarda “Hicaz” kabileleri “Kureyşliler” buraya “Bilâdüşşam” diyorlardı. “Kureyş” kervanları yazın kuzeye Suriye ve Filistin şehirleri gidiyordu.

***

İslâmî döneminde İslama davet mektuplarıyla Suriye ile ilk münasebet başladı. Busrâ-Filistin valisine gönderilen elçi Gassânî Emîri Şürahbîl b. Amr emriyle öldürülmüştü. Hz. Peygamber bunu savaş sebebi saymış İslâm ordusu ile Bizans ordusu arasında Ürdün’ün güneyinde (629) Mûte Savaşı yapılmıştır. Herakleios’un Medine’ye karşı saldırı planlaması üzerine Resûl-i Ekrem 30.000 kişilik bir orduyla Tebük Seferi’ne çıktı. Yaklaşık yirmi gün Bizans sınırlarına yakın bir mevkide bekledi ama halde Bizans ordusu saldırmadı.

Bölge yerel emirliklerle cizye ödeme ve İslâm devletinin egemenliğini tanımaları şartıyla antlaşmalar yapıldıktan sonra Ordu Medine’ye döndü. Hz. Ebû Bekir İslâm’ın tebliği güvenlik ve bölgede yaşanan zulüm ve haksızlığa son vermek üç ayrı birlik hazırlattı: İkisini Yezîd b. Ebû Süfyân ile Şürahbîl b. Hasene’nin kumandasında Tebük-Maan istikametinde Suriye ve Ürdün’e, üçüncüsünü Amr b. Âs kumandasında Eyle üzerinden sahil istikametinde Filistin’e doğru gönderdi. Amr b. Âs, Güney Filistin’de bulunan Vâdilarabe ve Dâsin’de (Gazze) Bizans kuvvetlerini yenilgiye uğratıp Gamrülarabât’a kadar ilerledi. Herakleios kardeşi Theodoros kumandasında büyük bir ordu gönderince Irak cephesinden Suriye cephesine halifenin emriyle intikal eden Hâlid b. Velîd, Dımaşk’ın güneyinde Mercirâhit’te Gassânî birliklerini yenilgiye uğrattı (634).

Güneye doğru ilerleyerek Amr b. Âs dışındaki kumandanlarla buluştu ve Busrâ ile bu şehrin içinde yer aldığı Havran bölgesini barış yoluyla fethetti.

Ardından kuzeye yöneldi ve Ecnâdeyn’de Amr b. Âs’a yetişti. Ecnâdeyn Savaşı’nda 80.000 kişilik Bizans ordusuna karşı kazanılan büyük zaferle Filistin ve Suriye’nin kapıları Müslümanlara açılmış oldu (634). Ebû Bekir’in vefatı ile halifeliği üstlenen Hz. Ömer döneminde Fihl ve Mercüssuffer’de kazanılan zaferlerin ardından Dımaşk fethedildi (635). Hama, Ba‘lebek ve Humus şehirleri de Müslümanların eline geçti.

Müslümanların bölgedeki başarıları üzerine Herakleios, hıristiyan Araplar’ın ve Ermeniler’in de katıldığı 50-100.000 kişilik bir orduyu Suriye’ye gönderdi.  Hâlid b. Velîd, Humus ve Dımaşk’taki kuvvetleri çağırdı ve sayıları 25.000’i aşan askerleriyle Yermük vadisine geldi. Bizans ordusu ağır bir yenilgiye uğradı (636).  Yermük zaferiyle Bizans’ın bölgedeki direncini kırdı. Şeyzer, Kınnesrîn ve Halep gibi şehirler Ebû Ubeyde b. Cerrâh tarafından fethedildi.

Çok geçmeden Antakya’ya kadar bütün Suriye İslâm hâkimiyetine girdi. Lazkiye, Tartûs (Antartus) gibi sahil şehirleri ise zaman içerisinde İslâm topraklarına katıldı. Müslümanların âdil uygulama ve davranışları Suriye’nin fethini kolaylaştırdı. Suriye şehirlerinin çoğu barış yoluyla ele geçirildi.

Suriye’ye gelerek Câbiye’de konaklayan Hz. Ömer, bölgedeki valilerin katıldığı toplantıda fetihler neticesinde ortaya çıkan yeni meseleleri müzakere etti. Gelirlerin paylaşımı ve zimmîlerin durumuyla ilgili önemli kararlar aldı. (637).

Fetihlerden sonra Suriye’nin güneyi ve merkezî kısımları Dımaşk, kuzey bölgeleri Humus cündüne bağlandı. 639 yılındaki Amvâs veba salgını esnasında Ebû Ubeyde b. Cerrâh ve Dımaşk Valisi Yezîd b. Ebû Süfyân başta olmak üzere pek çok sahâbî öldü. Dımaşk valiliğine getirilen Muâviye b. Ebû Süfyân, Hz. Osman döneminde Filistin, el-Cezîre, Humus ve Kınnesrîn’in de kendisine bağlanmasıyla Suriye genel valisi oldu (645). Muâviye’nin Suriye valiliği Suriye tarihinde önemli bir dönüm noktası teşkil etmiştir.



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz