Suriye bugün yaşadığı “iç savaş nedeniyle gündeme geldi.Suriye’den yaşanan göçlerle önce Türkiye’nin sorunu oldu.Göçmen ve sığınmacı statüsünde milyonlarca Suriyeli Türkiye’ye yerleşti.

Asıl hedefleri AB ülkelerine gitmeleri olduğu anlaşıldığında dünyanın sorunu haline geldi.

Peki, Suriye iç savaş nasıl çıktı ve nasıl gelişti?Suriye iç savaşı 2011 yılında başladı.

Suriye’nin güneyinde “Dera” kentinde dokuz ve on beş yaşlarında on beş çocuk duvara bir yazı yazdı.

Bu yazı “Halk rejimin yıkılmasını istiyor!” şeklindeydi.Rejim bu yazı neticesinde nihayetinde çocukları tutukladı.Çocuklar duvara yazı yazdıkları için tutuklanmışlardı.Ancak rejim sorunu hukuka ve adalete bırakmak yerine çocuklara işkence yaptı.On beş çocuk dünyanın gözü önünde bu yüzyılda işkenceye maruz kaldı.

Durum halka intikal ettiğinde önce görüşmeler, arkasından protestolar dünya basının gündemine geldi.Çocukların aileleri ve protesto eden yakınlarıyla polis arasında çatışmalar oldu.Sonra olaylar tırmandı ve nihayetinde olaylar git gide büyüdü…Rejim sivil halkın üzerine varil bombalarıyla saldırdı.

***

Suriye Türkiye ile komşusu olmanın ötesinde Türkiye ile tarihi bağları komşu bir ülke.

Ancak sadece komşu ülke değil tarihi, coğrafi olduğu kadar, demografik yapı bakımından da ilişkilerimiz olan bir coğrafya, Suriye coğrafyası. Bölge beş bin üzerinde Türk nüfusa sahip…Bir o kadarda diğer etnik yapılarla evlilik neticesinde akraba topluluklar var…Bir zamanlar Suriye, Türk idaresinde olan bir coğrafi birlik…Suriye her bakımdan içerisinde yaşanacak olaylarla Türkiye için önemliSuriye’nin sınırları da önemli…Sınırları bölünmüş bir Suriye Türkiye’yi olumsuz etkiler…

Yaşanan hadiseler Suriye’de yaşanan olayların basit bir duvara yazı yazma olmadığını gösteriyor.

Belli ki olayların tırmanması burada yaşanacak senaryonun giriş kısmı olmuş…

Bugün emperyalist ülkeler bölgede…

Suriye sınırlarını tekrara gündeme getirmek ve bu coğrafyayı bölmek istiyorlar.

Yani, Suriye’nin bugünkü tabloyla ortaya çıkmasına nedeni “Emperyalist Batılı Sömürgeci devletler”…

Başta Fransa olmak üzere, Avrupa ülkeleri ve ABD.

Türkiye ve dünya gündemine gelen Suriye bağlamında meseleyi etraflıca incelemek gerek.

***

Tarih boyunca Suriye, çeşitli adlarla anılmıştır. Mısırlılar bölgeyi Retenu olarak Tevrat’ta Lotanu ve Rotanu olarak adlandırmıştır. Arap tarih kaynaklarında bölgeden Şam ve Dımaşk olarak bahsedilmiştir.

“Şam”, Asurcada” Dimaşki”, “Timasgi” olarak zikredilmiştir. Suriye adı ilk kez Yunan tarih ve coğrafya metinlerinde geçmektedir. Suriye adı Roma İmparatorluğu tarafından eyalet adı olarak kullanılmıştır.

Bölge İslam hâkimiyeti altına geçtikten sonra ise “Bilad Şam” veya “el-Şam” olarak isimlendirilmiştir. Suriye adı XIX. yüzyıl Batılı devletlerince de kullanılmıştır.

Coğrafi konumu bakımından Mısır’ın güvenliği Suriye’ye, Suriye’nin güvenliği ise Mısır’a bağlıdır. Ayrıca Anadolu’nun güvenliği için de aynı durum söz konusudur. Anadolu’da kurulan tüm devletler için Suriye’ye sahip olmak en büyük amaç olmuştur. Suriye’nin bu stratejistler açısından Suriye üzerinde doğrudan bir hâkimiyete sahip olmadıkça hiç kimse Orta Doğu’yu kontrolü altında tutamaz.” Görüşünü savunmuşlardır.

***

Suriye, Türk tarihinde de önemli ve özel bir yere sahiptir.Bu coğrafya yalnızca Anadolu’yu Mısır’a ve Orta Doğu’ya açan bir kapı değildir. Bu coğrafya asırlarca, Türk-İslam medeniyetinin beşiği olmuş bir coğrafyadır. Oğuz Kağan Destanında milattan önceki dönemlerde Oğuz Kağanın Halebi Şam’ı Fethettiği anlaşılmaktadır.Yazmalardan çıkarılan ortak bilgilere göre:“Oğuz Kağan, başkent Karakurum’dan ordusuyla yola çıkarak, Batı’ya yürüdü, İtil ırmağını geçtikten sonra Kafkasları denetim altına alarak bugün Ağrı denilen Alatağ’da ve ayrıca Karabağ’da yayladı. Daha sonra Anadolu’ya ve Irak’a hâkim oldu, Şam üzerine yürüdü, Suriye teslim olduktan sonra dönerek Antakya’yı kuşattı, bir yıllık kuşatmadan sonra 90 bin askerini yerleştirerek tahtını burada kurdu. Oğuz Kağan üç yıl Antakya’da kaldıktan sonra Bağdat, Isfahan ve Herat üzerinden memleketine dönmeye karar verdi, Semerkant ve Buhara’ya da uğrayıp 50 yılda dünyayı fethederek memleketine döndü.”

Dede Korkut masalarında Türkistan Hanının direği olarak Halep geçer…

Tolunoğlu Ahmet’in kurduğu “Tolunoğulları” bölgede kurulmuştur. Buhara asıllı bir Türk olan Ahmed’in babası Tolun, Halife Me’mûn zamanında 816 yıllarına doğru Bağdat’a gelmiş ve kısa süre içinde halifenin sarayında ve kumandanlar arasında itibarlı bir mevkiye sahip olmuştur.935’te İhşidiler devleti Türk devletidir. Mısır’da kurulan hânedanın adı, kurucusu Muhammed b. Tuğç’a verilen “ihşîd” unvanından gelmektedir.Muhammed b. Tuğç’un dedesi Cuf, Bağdat’a gelip Halife Mu‘tasım-Billâh’ın hizmetine girmiş bir Türk kumandanı idi.Suriye Filistin Selçuklu devletinin kuruluşu böyle başlamıştır.Komutan Atsız Kudüs’ü ve Şam’ı fethetmiştir.Güney Suriye ve Filistin, ancak Sultan Melikşâh zamanında, Türkmen Beyi Atsız tarafından fethedilebilmiştir. “Melikü’l-Mu’azzam” (Büyük hükümdar) unvanını alan Atsız, bu ülkelerde Büyük Selçuklu Devletine bağlı bir Türkmen Beyliği oluşturmuştur.

Mısır’da ve Suriye’de hâkim olmuş, egemen devletlerin çoğu milattan önceki asırların beri Türk asıllı olmuştur.Oğuz Kağan Destanına göre Oğuz’un devletinin Suriye’yi de sınırlarına hâkim olmuş ve merkezi Antakya olmuştur.Unutmayalım! Suriye ile ilgimiz ve ilişkimiz sadece Süleyman Şahın Türbesi’ne dayanmamaktadır. Suriye ile daha derin tarihi bir ilişki söz konusudur.



Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz