Dünyayı kasıp kavuran Korona virüsün Hataylı iş insanlarına yönelik etkilerini gazetemiz muhabiri Mustafa Dilek’e anlatan HASİAD Başkanı Gökhan Alkan, pandeminin Hatay’daki iş hayatına ve Hatay ekonomisine etkilerini değerlendirdi. Hatay’ın pandemi sürecinde Türkiye ve Hatay ekonomisinin güçlü kalarak süreci iyi yönettiğini söyleyen Alkan süreçte dijitalleşmenin öneminin ortaya çıktığını aktardı.

,

M.DİLEK: Öncelikle Mart ayından bugüne kadar bir pandemi süreci atlattık. Hataylı iş adamları bu süreci nasıl yönetti?

GÖKHAN ALKAN:  Her şeyden önce çok zor ve kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemin daha önce yaşadığımız krizlerden farkı ilk defa bu denli hızla ilerleyen, küresel bir salgın ile karşı karşıya kalıyoruz. Yani kriz sadece ülkemize has bir durum değil. Ben henüz pandemi sürecini atlattığımızı düşünmüyorum. Tüm dünyadaki bilim insanlarına ve akademisyenlere kulak verecek olursak pandemi sürecinin çok uzun bir süre daha gündemimizi meşgul edeceğini görüyoruz. Böylesine bir dönemde yaşanabilecek muhtemel sorunları ve olası krizleri göz ardı etmeden yapısal çözümlerle yolumuza devam etmek zorundayız.

Yaklaşık 3 aydır yaşadığımız bu krizin hükümetimiz tarafından doğru bir şekilde yönetildiğini görüyoruz. Gelişmiş kabul edilebilecek birçok ülkenin sağlık sisteminin tamamen çöktüğü, ekonomilerinin iflas ettiği bir ortamda Türkiye’nin çok hızlı aksiyon alarak virüsün daha hızlı yayılmasının önüne geçtiğini söyleyebiliriz. Tabii burada asıl görev şüphesiz vatandaşlara düşüyor.

Biz Hataylı Sanayici ve İş İnsanları olarak, tüm bu süreçte hem “Evde Kal!” çağrılarına kulak vererek hem de üretici ve sanayicimizin yanında olarak oluşabilecek en az zararla krizin atlatılması için çaba sarf ediyoruz. Devlet kurumları, STK’larımız ve vatandaş arasında koordinasyonun sağlanması ve üretimin artırılması için birçok çalışma yaptık ve yapmaktayız.

M.DİLEK: Mart, Nisan, Mayıs aylarında işverenlerimiz işçi çıkarmak zorunda kaldı mı?

 

GÖKHAN ALKAN:  Biliyorsunuz Mart ayının başında ilk vakanın açıklanmasının ardından, virüsün hızlı bir şekilde yayıldığını gördük. Salgının bu denli hızlı yayılması sebebiyle insanların evlerinde kalması ve sadece temel ihtiyaçların tüketimine yönelmesi üretimi, istisna olan bazı sektörler dışında durma noktasına getirdi. Dolayısıyla bu da ekonominin büyük ölçüde durmasına yol açtı. Üretimin durması ve satış yapılamaması tüm işverenlerin nakit akışı problemi yaşamasına dolayısıyla maliyet kalemlerini azaltmaya itti. Bu süreçte işten çıkarmaların yasaklanması nedeniyle herhangi bir işten çıkarma olmadı fakat devlet teşvikleri kapsamında ücretsiz izin ve kısa çalışma ödeneği gibi yöntemler geçici de olsa işverenlerimizin yükünü biz nebze azalttı.

Bugün itibariyle Temmuz ayı ortasına kadar işten çıkarma yasağı devam ediyor ve istihdamın korunması adına bunun 3 ay daha uzatılması gündemde. Yasağın uzatılması veya tamamen kaldırılmasının var olan sorunları ortadan kaldırmayacağını düşünüyorum.

Yapısal çözümler getirilerek, tüketime özendirmek yerine daha çok üretime ve ihracata dayalı ekonomik modellerin geliştirilmesinin kısa, orta ve uzun vadede istihdam ve kalkınma için elzem olduğu kanaatindeyim.

 

M.DİLEK: Hatay’da en çok hangi firmalar pandemi sürecinden etkilendi? Kapanan veya yatırım durduran firma rakamları?

 

GÖKHAN ALKAN:  Hatay, coğrafi konumu, kültürel çeşitliliği ve sahip olduğu doğal kaynaklar sebebiyle birçok farklı sektörü bünyesinde barındıran bir yapıya sahip. Sahip olduğu kaynakları ve ürettiği işgücünü sadece ülkemize değil birçok komşu coğrafyaya da ihraç eden bir gücü de var.

Tabii yaşadığımız bu pandemi süreci şüphesiz her sektörü olumsuz etkiledi. 2020 yılının başında hiç kimse Wuhan’da yaşanan salgının hızla tüm dünyaya yayılarak bu denli küresel çapta bir kriz yaşatabileceğini öngöremedi. Buna dünyanın en büyük ekonomilerine sahip devletler ve uluslararası şirketler de dâhildir. Nitekim ülkemizin de bu salgından etkilenmesi kaçınılmazdı.

Fakat şunu da söylemek gerekir ki bu dönemde Hatay’da tamamen kapanan veya iflas eden bir firmamız bulunmuyor. Yaşadığımız buşehir daha önce de birçok krizi yaşadı ve her krizden bir öncekinden daha güçlü bir şekilde çıkmayı bildi. Son 20 yıllık sürece geriye dönüp baktığımızda, bugün geldiğimiz noktada çok daha güçlü bir Hatay ve Türkiye’de sözü geçen güçlü bir ekonomi olduğumuzu açıkça görürüz. Bu pandemi sürecini de daha güçlü atlatacağımıza şüphem yok.

 

M.DİLEK: TİM rakamlarını da yansıyan ihracat oranlarına da bakıldığında hangi sektörler daraldı?

 

GÖKHAN ALKAN:  TİM İhracat rakamlarına baktığımızda Hatay’ın 27 farklı sektörle performansını görüyoruz. 2020 sadece Türkiye için değil tüm dünya için oldukça zor geçiyor. Geçtiğimiz yıllar ile bu yılı karşılaştırdığımızda yaşanan krizlerden bazı sektörlerin daha fazla etkilendiğini görüyoruz. Özellikle pandemi süreci ile birlikte birçok sektörde üretim durma noktasına gelmiş, buna bağlı olarak ihracat rakamları da giderek düşmüştür. Bu süreçte ekonomik daralma kaçınılmaz fakat üreticiye yaralarını saracak destek ve teşvikler üretimin ve ihracatın devamlılığı için elzemdir.

 

M.DİLEK: Pandemi sürecinde hangi sektörlerde iş durumu yükselişe geçti? Bu süreci nasıl fırsata çevirdiler?

 

GÖKHAN ALKAN:  İnsanoğlunun tarih boyunca kriz dönemlerinde büyük ekonomik etkileşimlerden kaçınarak daha mikro ölçekli ve kısa vadeli temel ihtiyaçlarının tüketimine yöneldiğini görürüz. Bu süreçte şunu bir daha gördük ki; sadece temel ihtiyaçların tüketilmesi durumunda ekonomi daraltmakla kalmayıp, bazen durma noktasına gelebiliyor.

Pandemi sürecinde sadece ülkemizde değil, tüm dünyada gıda, hizmet ve teknoloji üretimi yapan firmaların hızlı bir yükselişe geçtiğini görüyoruz. Burada da asıl belirleyici olan da “üretim”! İnsan ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, katma değeri yüksek ve yüksek teknoloji ihraç edebildiğimiz sürece ayakta kalabiliriz. Bunun için de devlet teşvikleri son derece elzemdir. Krizi ancak tüketimi özendirmek yerine, daha çok üreterek, teknoloji ve dijitalizasyonu hayatımızın bir parçası haline getirerek fırsata çevirebileceğimiz kanaatindeyim.

 

M.DİLEK: Siz Hatay’ın 2020 ilk yarısındaki ihracatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

GÖKHAN ALKAN:  Yaşanan pandemi sürecinde her ne kadar tüm sektörleri olumsuz etkilese de son 3 aylık süre içerisinde ihracat hiç durmadı. Öyle ki sokağa çıkma ve seyahat yasakları süresince de sınır kapılarımız durmaksızın çalıştı ve ihracatımız devam etti. 2023 ve 2050 gibi uzun vadeli hedeflerimizin tutturulabilmesi için temel faktör üretim. Üreteceğiz ki satacağız. Üretimi artırmak ve yüksek katma değerli üretimi yaygınlaştırmak için sanayi, tarım, turizm, enerji, üretim vs. gibi tüm alanlarda devlet teşvikine ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle tarım alanında ilkokuldan itibaren ülkemizin “tahıl ambarı” olduğu bizlere öğretildi. Fakat son yıllarda gördük ki ithalatımızda tahıl ve bakliyat ürünlerinin oranı gün geçtikçe artmakta. Bunun önüne geçmenin asıl yolu üreticiyi desteklemekten geçiyor. 2018 Ağustos ayında başlayan kur krizi ve neticesinde ortaya çıkan yüksek faizler sebebiyle üretim azaldı ve ithalat ön plana çıktı. Bununla birlikte ürettiğimiz bakliyat ürünlerine getirilen ihracat yasağı da üreticiyi ve bölgemizde iş yapan ihracatçılarımızı zor durumda bıraktı.

Petrol fiyatlarının hızla düşmesinin bir fırsata çevrilerek çiftçilerimize daha ucuz akaryakıt imkânı sağlanmalı ve çiftçinin maliyet kalemleri azaltılmalıdır. Sadece tarım alanıyla sınırlı kalmayıp sanayide deüretimi ve ihracatı teşvik edecek ciddi teşviklerin sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Buna paralel olarak teşviklerin doğru ve yerinde kullanımının sağlanması adına denetimler sıklaştırılmalı ve uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda yaptırımların ağırlaştırılması sağlanmalıdır.

 

M.DİLEK: Hatay’ın iş insanlarının en çok ihracat yaptığı ülkelerde rekabet ne durumda?

 

GÖKHAN ALKAN:  Hatay, geçmişten bu güne dünyanın birçok ülkesine ihracat yapan büyük bir ekonomik altyapıya sahip. Bugün de Afrika’dan Ortadoğu’ya Avrupa’dan, Orta Asya’ya kadar çok geçiş bir coğrafyaya ihracat yapıyoruz. Ürün portföyü açısından baktığımızda ise tarımdan sanayiye, tekstilden gastronomiye kadar birçok farklı ürünü dünyanın dört bir tarafına ihraç ediyoruz. Dünya geneline baktığımızda Çin’in ihracat konusunda ekonomiyi domine ettiğini görüyoruz. Bunun da temel sebepleri arasında güçlü ekonomi, ucuz işgücü ve hammaddeye ulaşım kolaylığını sağlayabiliriz. Kırılgan yapıya sahip ekonomilerin en ufak bir krizden güçlü rakiplerine nazaran daha çok etkilendiği bir gerçek. Bu nedenle rekabet edebilmek için güçlü bir ekonomiye sahip olmamız gerekiyor.

Hatay’da ihracat pandemi sürecinde de durmadı. Sokağa çıkma ve seyahat yasakları süresince de ihracatçılarımız yoğun bir mesai harcadı. İhracatımız her ne kadar devam etse de gerçekleşen ihracat rakamları beklentilerimizin çok altında. Sadece Hatay’ın değil, ülkemizin de kalkınması için daha çok üretmeli ve üretimimizin dünya standartlarında tercih edilir olması için büyük çaba sarf etmeliyiz. Burada asıl görev ülkemizi yöneten karar alıcılara düşüyor. Yapılacak yasal düzenlemeler ile üretimi ve ihracatı özendirecek edecek teşvikler sağlanmalıdır.

Rekabet edebilmek için rakiplerimizden daha iyiyi ve daha kaliteliyi daha uygun fiyata üretmeliyiz. Bunun için yüksek teknolojiyi kullanmalı ve doğru iletişimi kurmalıyız. Bu durumu bisiklet sürmeye benzetebiliriz. Ayakta kalabilmek için sürekli pedal çevirmek zorundayız, pedal çevirmezsek ilerleyemez, tam tersine düşeriz. Sanayici ve üretici için de aynı durum geçerli; ancak ve ancak ürettiğimiz ve ürettiğimizi sattığımız takdirde daha ileri gidebiliriz. Durmamak ve daha hızlı pedal çevirmek için karar alıcıların teşviklerine ihtiyacımız var.

 

M.DİLEK: Sizce Hatay hangi sektörlerde ihracatını arttırmalı? Potansiyeli neler?

 

GÖKHAN ALKAN:  Hatay kültürü, kozmopolit yapısı, coğrafi konumu ve doğal kaynakları ile çok büyük bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli ortaya çıkarmak ve güçlü bir ekonomi yaratmak için başta Hatay Valimiz Sayın Rahmi Doğan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Lütfü Savaş ve bölgemizdeki tüm STK temsilcileri ile birlikte büyük bir çaba sarf ediyoruz. Büyük ve kendine yetebilen bir ekonomiye sahip olmanın yolunun üretim ve ihracata dayalı bir sistem kurmaktan geçtiğini her zaman söyledik, bundan sonra da bu fikrimizin arkasında duracağız.Hatay sanayicisi ve iş insanı konjonktürel durum ne olursa olsun aza kanaat edip ihracat yapmayı sürdürdü, bundan sonra da bu devam edecek. Aynı şekilde iş insanlarımız vatandaşımız ile birlikte ülkemizi uzun vadeli hedeflerine ulaştırmak için elini taşın altına koyacaktır. Spesifik bir sektörde ihracatın artırılması yerine öncelikle mevut kaynaklarımızın en verimli şekilde değerlendirilerek üretimin artırılması gerekiyor. Yani kendi kendine yetebilen bir ekonomi yaratmamız kaçınılmaz. Daha sonra ise dijitalleşen dünyaya ayak uydurarak yüksek teknoloji üretmeliyiz. Ancak bu şekilde dünyanın ihtiyaçlarına cevap verebilir ve bölgemizin parlayan yıldızı olabiliriz. Halkımız daha önce de çalışkanlığı ile birçok krizi daha güçlü bir şekilde atlatmayı bildi. Gelecekte de Hatay’ımızın dünyada da hatırı sayılır bir konumda olması için Hatay’daki her bir ferdin elinden geleni yapacağından şüphemiz yok.

 

M.DİLEK: Büyükşehirin HADO VE EXPO projelerinin Hataylı iş insanlarını nasıl etkileyeceğini ön görüyor musunuz?

 

GÖKHAN ALKAN:  HADO ve EXPO projelerininHatay’ın geleceğine çok büyük katlılar sağlayacağından şüphemiz yok. HADO projesinin ortaya çıkışı Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı harekâtı ile aynı döneme denk geliyor. Bu nedenle savaş şartlarındageliştiği için bölgenin askeri ve siyasi gündeminde çok fazla ön plana çıkmadığını görüyoruz. Fakat bu proje Hatay’ın tarih boyunca “Levant” olarak adlandırılan Doğu Akdeniz coğrafyasına açılmasına ve bölgemizin ticari ve turistik gelişimine katkı sağlamasını sağlayacağını düşünüyoruz. Bu nedenle bu projenin beni kişisel olarak çok heyecanlandırdığını söylemeden geçemeyeceğim. HADO Projesi kapsamında geçtiğimiz yıl Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Lütfü Savaş ve STK temsilcilerimiz ile bir Kıbrıs seyahati gerçekleştirdik. Bu ziyaret süresince KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, KKTC Başbakanı Tufan Erhürman, KKTC Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC Meclis Başkan Vekili Zorlu TÖRE, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, KKTC Milletvekili hemşehrimiz Bertan Zaroğlu ve Kıbrıs İşadamları ile çok kapsamlı istişareler gerçekleştirdik. Dolayısıyla projenin açıklandığı ilk günden bu yana çok büyük çaba sarf ederek elimizi taşın altına koyduk. HADO’nun gerçekleştirilmesinde en büyük pay sahiplerinin başında şüphesiz Valimiz Sayın Rahmi Doğan geliyor. Valimiz göreve başladığı günden bu yana siyasi çekişmelerden kaynaklanan iletişim kopukluklarının giderilmesi için büyük emek vermiş ve siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin Hatay’ın gelişmesi için çok büyük katkılar sağlamıştır. HADO Projesi kapsamında Madenli Limanı’nın Büyükşehir Belediyemize tahsis edilmesi de bu katkıların bir tanesidir. Bu vesileyle Sayın Valimize teşekkürü bir borç biliyorum.

EXPO Projesi ise Hatay’ın uluslararası arenada kendisini göstermesi için çok büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Yaratacağı istihdam, turizm, üretim ve tarım gibi birçok sektöre katkısı ile bölgemizin ekonomisini ciddi anlamda büyütecek bir proje. EXPO Projesi kapsamında HASİAD olarak Büyükşehir Belediyemiz ve Birleşmiş Milletler yetkilileri ile bir araya geldik. 12 Avrupa Birliği temsilcisini Hatay Gastronomi Evi’nde ağırladık. Mozaik projesi kapsamında AB temsilcileri ve tüm STK’larımız ile Müze Otel’de bir araya geldik. Fakat mevcut konjonktür sebebi ile bu proje askıya alındı.

Gerek HADO gerekse de EXPO’nun Hatay’ın gelecek vizyonu için büyük öneme sahip olduğu bir gerçek. Bu iki proje de istihdam, üretim ve ihracatı artıracak ve güçlü bir ekonomi yaratma yolunda çok büyük adımlar olacaktır. Biz HASİAD olarak bu süreçte inisiyatif almaya hazır olduğumuzu her daim dile getirdik.

M.DİLEK: Sizce Hatay 5.teşvik bölgesine girmeli mi? Sebepleri nelerdir?

GÖKHAN ALKAN:  2018 yılında yaşadığımız kur krizi sonrasında istihdam ve üretim azaldı ve ülke ekonomimiz büyük bir zarar gördü. Hükümetimizin açıkladığı istihdam paketi kapsamında açıklanan teşvikler kapsamında her ilden birçok STK belirli oranda istihdam ve büyüme sözü verdi. Bununla birlikte 2018 yılında Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan Hataylı Sanayici ve İş İnsanlarından ihracat rakamlarını 2 katına çıkarmak için söz istedi.

Fakat bugünün şartlarında bakıldığında üretimi artırmak dolayısıyla üreticiye kolaylık sağlamak adına teşvik böylesi kapsamında dâhil edilmeden ihracat rakamlarını yükseltmek mümkün görünmüyor. Öyle ki hemen yanı başımızda Osmaniye’nin teşvik bölgesi kapsamına alınması, bölgemizdeki sanayiciyi ve üreticiyi Osmaniye’de yatırım yapmaya zorlamakta, dolayısıyla bu da sanayiciyi Hatay’dan uzaklaştırmaktadır. Osmaniye’nin teşvik bölgesi olduğu durumda Hatay’ın geride bırakılması şehrimizdeki sanayici ve üreticiyi zor durumda bırakmakta ve Hatay ticaretini olumsuz yönde etkilemektedir. Hatay’ın 5. Teşvik Bölgesi kapsamına alınarak, bölgedeki yatırımcıların üretime özendirilmesi sağlanmalıdır. Kendi üretimimizi yapabilmek için kendi tesisimizi burada açmak zorundayız.

M.DİLEK: Hükümetin hazırlamış olduğu bir istikrar kalkanı projesi var. Sizce bu Hatay’daki işsizliği azaltır mı?

GÖKHAN ALKAN:  İstikrar kalkanı projesi kapsamında açıklanan tedbirler pandemiden etkilenen birçok sektördeki işverenlere geçici süreliğine olsa bir nefes aldırdı. Fakat alınan bu tedbirleri uzun vadede ülkemize ve vatandaşa bir katkı sağlamaktan çok uzak. SGK prim ve vergi borcu ertelemeleri, faizsiz kredi ertelemeleri ile muhtasar beyanname sürelerinin ertelenmesi bugün olmasa da yakın bir zamanda işverenlerimizin sırtına daha büyük bir yük bindirecek. 17 Nisan’da ilan edilen ve şu an için Temmuz ayına kadar devam edecek olan işten çıkarma yasakları da çalışanı koruma altına alıyor gibi görünse de bu önlemlerin kısa vadeli ve dönemin şartlarına göre alınmış önlemler olduğu unutulmamalı. İşten çıkarma yasakları sebebiyle şimdilik işsizlik rakamları sabit tutulmaya çalışılsa da bu durum ilelebet devam ettirilemez.

1 Haziran ile birlikte normalleşme sürecinin ilk adımı atıldı. Bu süreçte tüketimi teşvik eden politikalar yerine, yapısal ve uzun vadeli üretimi ve ihracatı önlemlerin alınması kaçınılmazdır. İşsizliği de azaltabilmenin temel yolu bu yapısal reformlardan geçmektedir. Ancak tükettiğimizden daha fazlasını ve yüksek katma değerli ürünleri üreterek işsizliği azaltabilir ve refaha çıkabiliriz.

M.DİLEK: Hatay’da işsizliğin azalması için nasıl bir bütünlük sağlanmalı, üzerinde çalıştığınız rapor veya projeleriniz var mı?

GÖKHAN ALKAN:  Bugün işsizlik rakamlarının tüm dünyada giderek yükseldiğini görüyoruz. Yaşanan pandemi sürecini istikrarlı ve güçlü ekonomilerin daha hızlı bir şekilde atlatacağını düşünüyoruz.

Hatay coğrafi konumu gereği tarih boyunca büyük kırılmalar yaşamış ve özellikle son 10 yıl Hatay’ın sosyo ekonomik yapısında büyük değişime neden olmuştur. Özellikle yani başımızda yaşanan savaş neticesinde meydana gelen mülteci akını sonrasında bölgemizde işsizlik had safhaya çıkmıştır. Buna rağmen başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Lütfü Savaş’ın öncülüğünde bölgemizdeki tüm STK’ların da desteğiyle mülteci sorununun yaraları hızla sarılmış ve geleceğe daha umutla bakan bir Hatay yaratılmıştır.

 

İçinde bulunduğumuz bu dönemde siyasi iktidara düşen ekonomik istikrarsızlığı sona erdirerek Türk Lirası’na değer kazandıracak icraatları ivedilikle hayata geçirmektir. Bunun için kamuda tasarruf tedbirleri alınarak, lüks ürün ithalatına sınırlandırma getirilmelidir. Tüketime dayalı ekonominin önüne geçilerek üretim ve ihracata dayalı ekonomi modeli geliştirilmelidir. Bunun yolu da katma değeri yüksek üretimden geçmektedir. Başta yazılım ve bilgi teknolojileri gibi sektörlerde yapılacak yatırımların önü açılmalı ve mevcut teşviklere ek yeni uygulamalar geliştirilmelidir.

 

M.DİLEK: Sizin döneminizde yapılan çalışmalardan bahseder misiniz?

 

GÖKHAN ALKAN:  Göreve geldiğimiz Ocak 2018’den bu yana geçen 2,5 yıllık sürede, dünyada ve ülkemizde büyük çaplı değişim ve dönüşümler meydana geldi. Hâlihazırda var olan mülteci krizi, bundan dolayı hızla artan işsizlik rakamları, Ağustos 2018’de yaşanan kur krizi neticesinde faizlerin hızlı yükselişi, Afrin Harekâtı ve son olarak Covid-19 Pandemisi oldukça kırılgan bir yapıya sahip olan Hatay ekonomisini olumsuz yönde etkiledi. Biz tüm bu süreçte Hatay’da faaliyet gösteren sanayici ve iş insanlarının sesi olmak için büyük emek sarfettik.

Her şeyden önce göreve geldiğimizde şehrimizde büyük bir iletişim kopukluğu olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Siyasi çekişmeler ve ortaya çıkan uyumsuzlukların şehrimizde yapılması gereken yatırımları olumsuz yönde etkilemekle kalmayıp var olan sorunları körüklemekten öteye gitmediğini gördük. İletişim kopukluklarının giderilmesi ve koordinasyonun sağlanması için Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve bölgemizdeki tüm STK’lar ile uyum içerisinde çalışmalar yaptık. İletişim sorunlarının giderilmesi konusunda şüphesiz en büyük katkıyı Valimiz Sayın Rahmi Doğan’ın sağladığını açık yüreklilikle söyleyebilirim.

Bu süreçte gerçekleştirdiğimiz çalışmalara kısaca değinecek olursam ilk olarak HADO Projesi kapsamında Yönetim Kurulumuz, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Lütfü Savaş ve STK temsilcilerimiz ile birlikte Kıbrıs’a bir seyahat gerçekleştirdik. Bu seyahatimizin HADO projesinin geleceği ve şehrimizin ekonomisine katkısı açısından büyük bir yeri olduğunu görüyoruz.

EXPO Mozaik Projesi kapsamında AB ve BM temsilcilerimiz şehrimizde ağırlayarak, bölgemizin ekonomisinin gelişmesinde öncü rol oynadık. Her ne kadar yaşamakta olduğumuz pandemi süreci kapsamında bu proje yavaşlamış gibi görünse de, projenin gerçekleştirilmesi için gelecekte de büyük bir çaba göstereceğiz.

2 Ağustos 2019 tarihinde tüm üyelerimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Lütfü Savaş’ın da katılımıyla 24. Gala Gecemizi düzenledik ve 60 üyemize plaket verdik. Bu gecemizde bölgemizdeki tüm STK temsilcilerini de bir araya getirerek uyumlu çalışılırsa neler başarabileceğimizi gösterdik.

Yine TÜRKONFED ve TÜSİAD’a gerçekleştirdiğimiz ziyaretler ile bölgemizdeki iş insanlarının sesini ülke geneline duyurmayı amaçladık. Bu kapsamda Ankara ve Gebze’de birçok tesis ziyareti gerçekleştirdik.

Siyasi temelli iletişim kopukluklarının giderilmesi adına tüm siyasi partilerin il ve ilçe başkanları ile seçim sürecinde tüm belediye başkan adaylarımızı dernek binamızda ağırladık ve istişarelerde bulunduk. Uyumsuzlukların giderilerek kişisel veya tek bir grubun siyasi çıkarına değil Hatay ekonomisini güçlendirecek tedbirlerin hayata geçirilmesi için öncülük yaptık. Mart 2019’da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu derneğimizde ağırlayarak talep ve beklentilerimizi doğrudan ilettik. Bu anlamda göreve geldiğimiz günden bu yana Hataylı Sanayici ve İş İnsanlarının sesinin en yüksek mercilere ulaştırdık. Bununla birlikte yaptıklarımızı asla yeterli görmüyoruz. Hatay’ımızı hak ettiği konuma getirmek ve ekonomimizin tüm dünyada hatırı sayılır bir noktaya ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız.




Kategoriler

downloadfilmterbaru.xyz nomortogel.xyz malayporntube.xyz